26 Ocak 2013 Cumartesi

CANSIZ CANLI CANSIZ

Bahçede nereye baksam yapılması gereken bir iş görüyorum. Çapa isteyen güller, altlarına destek konması gereken dallar, alınması gereken budaklar, aşılanması gereken genç ağaçlar, yolunması gereken otlar, dikilmesi gereken fidanlar, kesilmesi gereken kuru dallar, toparlanması gereken odunluk, tamir edilmesi gereken taş duvarlar. Ve budanması gereken ağaçlar. 

Zeytinler budanmamaktan birer dal ve yaprak yumağına döndü ve zeytin vermez oldu. Kayısılar neredeyse dikildiklerinden beri budanmadı. 

Bahçede her zaman yanımda hayali bir testere ve makas var. 

Yalnızken ya da konuşuyor veya dinliyorken bir yandan da hayalimde budama yaparım. 

Hayalimde, ağaç dahil kimse farkına varmadan, kuru, sarkan veya çapraz büyüyen dallar kesilir; ağaç rahatlar, kışın derin derin uyur ilkbaharda daha coşkulu uyanır. 

Vaktim olmadığı için hayal ettiğim bahçıvanlığı yapamam. Hayır. Bu doğru değil. Vaktim olmadığı için değil, başka şeylere öncelik verdiğim için. 

Dün bahçıvanın maaşın ödedim ve bir daha gelmemesini, söyledim. Bahçede yalnız olmak, her işi kendim yapmak istiyorum artık. 

İşe, her gece yaktığım ateşi tutuşturmak için çalı çırpı toplamaktan başladım. Bahçenin üç-dört yerinde budanmış veya kurumuş ağaçlardan arta kalan, şömine odunu olamayacak kadar ince gövdelerin ve dalların meydana getirdiği tepecikler var. 

Servilerin altındaki tepeciğe gittim ve dalları kaldırıp kırmağa ve üst üste yığmaya başladım. Yılların yağmur ve güneşini yiyerek kuruyan ve çürüyen dallar ben kaldırdıkça burnuma nefis bir koku taşıdı. 

Bir zamanlar canlı olan dallar ve yapraklar atomlarına, moleküllerine, iyonlarına ayrılıyor. Havaya, suya, toprağa karışacaklar, birkaç sene sonra başka bitkilerin parçası olarak yeniden hayata dönecekler. Ben, başkaları, bir süre sonra burada yatmış olan bu atomlar, moleküller ve iyonlarla başka çiçeklerde, meyvelerde, karşılaşacağız; hiçbir şeyin yoktan var olmadığını ve var olan hiçbir şeyin yok olmadığını aklımızdan geçirmeden. 

Hayat hangi noktada başlıyor, hangi noktada sona eriyor? Hayatla hayatta olmamanın sınırı nerede? Vücudumuzdaki en küçük noktaya insek molekülleri bulacağız. 

Ama moleküller canlı değil. Canlı olmayan şeylerden meydana geliyoruz. Ama eğer cansız parçalardan meydana geliyorsak nasıl canlı olabiliyoruz? Bize can veren nedir? 

Kısa zamanda yoruldum. Bu tür mesaiye alışkın olmadığım için belki; ya da belki de bedenimin takati azaldığı için. Ama sekiz on gün yetecek kadar çalı çırpı topladım. Arkada koyu kahverengi, ıslak, bitkilerin ve karıncaların çok sevdiği bir humus kaldı. 

Yavaş adımlarla eve doğru yürüdüm. 

Şapkamı yağmur suyu ile yıkansın diye evin yanındaki kuru kuyunun çıkrığını tutan iki taş sütunundan birinin üstüne koymuştum. Bu hareket, sanki, yağmura yağmaması için bir işaret oluverdi. Baktım, şapka temizleneceğinde daha da kirlenmiş, üzerinde meraklı bir salyangozun bıraktığı gümüşi izler bile var. İzleri silmek üzere şapkayı kaldırınca altında uzun bacaklı bir örümceğin gizlenmekte olduğunu gördüm. 

“Benim de bahçıvanım yok,” dedi. “Kendi işimi, kendim yaparım. Onun için fazla dırdır etme.”