4 Haziran 2011 Cumartesi

Kuşlarla paylaşmak

Ozanköy
Önünden geçerken dikkatimi çekti. Evin bahçesindeki meyve yüklü portakal ağacının kaldırıma sarkan dallarının üzerine bir ağ gerilmişti.
Genellikle bu tür ağlar kuşların meyveleri yemesini engellemek için konur. Güney Almanya’da, Lindau yakınlarında, tamamı ağlar altında olan, dönümlerce kiraz ağacı görmüştüm.
Ama bu ağ kuşlar değil insanlar için konmuştu. Evin sahibi, kaldırımdan geçenlerin portakal koparmasını istemiyordu.
Bu saldırgan nekeslik gösterisi nedense beni rahatsız etti. Böyle bir kişiyle arkadaş olamazdım.
Ne olurdu, mahalleli veya gelip geçen çoluk çocuk veya yetişkin birkaç portakal koparsa?
‘Erozyon Dede’ Hayrettin Karaca çocukluğunun geçtiği Bandırma’da sokağa sarkan dallardaki meyvelerin oradan geçenlerin hakkı kabul edildiğini anlatmıştı bana bir gün. “Avlunun dışına sarkanlar... Onları biz yemeyiz, gelen geçen yer. Göz hakkıdır onlar.”
Bu Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi’ne temel bir hak olarak eklenmeli, diye düşünüyorum.
Kendi tecrübemden biliyorum. Bir ağacın meyvesi, hangi meyve olursa olsun, bir kişi, hatta bir aile için çoktur. Ne kadar titizlikle toplarsanız toplayın olgunluktan yere dökülmelerini önleyemezsiniz. Aylarca ham yaşadıktan sonra hepsi üç dört günde olgunlaşır.

Bazı insanlar verici, bazıları alıcıdır. Alıcı olmak konusunda tecrübem yok. Hiçbir şey kucağıma düşmedi, hiç kimsenin cömertliğine mahzar olmadım, mirasıma bir şey düşmedi, milli piyangodan veya süper lotodan para kazanmadım.
Ama verici olmanın ağırlığını da hafifliğini de bilirim.
Doğal olan cimrilik değil, cömertliktir. Doğa her şeyi cömertçe ve karşılıksız veriyor çünkü: Ağaç meyve, bitki çiçek, gök kuş, deniz balık veriyor. Toprak ise vericilerin anasıdır.
Dizimin dibinden ayrılmayan okuyucular hatırlayacaktır. Bu bahçe ağaçsız iken, Kenya’da çiftçilik yaptıktan sonra emekliliğini Kıbrıs’taki kızının yakınında geçiren bir İngilize sormuştum: “Ne ekeyim?”
“Her şeyden üç tane ek” demişti bana, yüzünde muzip bir gülümseme ile. “Biri senin, biri kuşlar, diğeri sürüngenler için.”
Şimdi neredeyse her zaman yenecek bir meyve bulunan bahçedeki ağaçların hemen hemen hepsi üçüzdür.

Yenidünyaların, mersinlerin, tropikal guava meyvesinin, incirlerin, kayısıların ve zerdalilerin olgunlaştığını meyvelerin üzerindeki gaga izlerinden anlarım.
Sofraları doğa olan kuşlar benden daha iyi ve sabırsız izlerler meyveleri. Bir bakarım yüklü, ilkbaharın ilk meyvesi yenidünyanın üzerinde gagalanmış bir meyve. “Tamam” derim. “Yenidünya zamanı.”
İncirin yere yakın dallarındaki meyveler benim, diğerleri gece yarasaların, gündüz arıların ve kuşlarındır.
Sonunda kuşların hazzetmediği narenciye dışında meyvelerin çoğunu kuşlar yer. Yesinler, yeter ki bahçemden eksik olmasınlar.