22 Mayıs 2010 Cumartesi

Eğer Baykal Baykal değilse, Kılıçdaroğlu Kılıçdaroğlu olmayabilir mi?

İlginç bir muammayla karşı karşıyayız. Malum seks videosundaki erkek Deniz Baykal değilmiş.
Bu dehşet gerçeği Baykal’ın tuttuğu bir dedektiflik bürosu ortaya çıkardı.
Eğer seks videosundaki kişi Baykal değilse o zaman istifa eden kişi de Baykal olamaz.
Çünkü bir kişi nasıl almadığı bilete isabet etmeyen ikramiye için Milli Piyango İdaresi’ne başvurmazsa, yapmadığı zinadan dolayı istifa etmek üzere de kameraların karşısına geçmez.
O zaman?
Nesrin Baytok’la Baykal birlikte olmadığına göre kim birlikte oldu? Yoksa Baytok da mı Baytok değil?
Ben Baytok olsam içime kurt düşerdi.
Baykal’ın tuttuğu dedektiflik bürosuna başvurur, “Ben ben miyim? Eğer ben ben isem, kiminle birlikte oldum? Eğer ben ben değilsem, Baykal veya Baykal olmayan adamla neden başkası, örneğin Claudia Schiffer veya Kim Bassinger değil, bana ikiz gibi benzeyen biri birlikte oldu?” diye araştırtırdım.
Baytok’u bir taraf bırakıp Baykal’a dönecek olursak, esrarın daha da derinleştiğini görürüz.
Eğer Baykal banttaki yarı üryan âşık ve istifa eden politikacı değilse, nerede?
Baykal kayıp! Baykal hem kayıp hem de istifa etmediğine göre hâlâ CHP Genel Başkanı.
Tanrım!
O zaman televizyoncuların evinde uzaktan çektiği, merdivenlerden delikanlı gibi zıplayarak inmeye çalışırken yaşlılara has bir diz kıkırdağı problemi olduğu izlenimi veren şahıs kim?
“Bu noktada genel başkanlığına adaylığımı koymayacağım” diye yazılı beyanatı kim verdi?
Ya bu bant olayı bulaşıcı ise?
Ya Kılıçdaroğlu da Kılıçdaroğlu değilse?
Kalkıp “Avukatım ve özel dedektiflerim CHP Genel Başkanlığı’na adaylığımı açıkladığım basın toplantısının bandını incelediler. Bana ait olduğu iddia edilen görüntünün montaj, video frame’lerinin çıkarılması, eklenmesi, değiştirilmesi gibi modifikasyonlar kullanılarak oluşturulduğu kesin kanaatine vardılar.
“Bu noktada aday olmam gibi bir şey söz konusu değildir. Bu karalama kampanyalarıyla siyaseti dizayn etme anlayışına, Türkiye’de estirilen fitne ve fesat rüzgârlarıyla, ahlak dışı komplolara bir yanıttır” derse?
Başım dönmeye başladı.
Bir zamanlar Triffid’lerin Günü adlı bir bilim kurgu kitap okumuştum. Uzay yaratıkları bir kasabadaki insanların içine nüfuz edip teker teker onları “işgal” ediyorlardı. Bunlar kendileri gibi görünürken aslında birer uzaylıydılar. Dünyayı ele geçirmeye hazırlanıyorlardı.
Uzaylılar CHP’yi ele geçirmeye uğraşıyor olamaz, değil mi?