6 Mart 2010 Cumartesi

Ne yaparsan yap

Ozanköy
Hayat bitmemiş işlerden müteşekkildir. Ne yaparsan yap bir şeyler yarım kalacak. Banyoda asılı kazağımın üzerinde küçük bir kertenkele var.

Bir arı mutfakta can çekişiyor.

Kahvaltı tepsisini dut ağacının altına taşımadan önce bahçeye bir avuç kenevir tohumu atıyorum. Evin saçaklarında yaşayan serçeler sanki beni bekliyor. Ötüşmelerle, teker teker yere konup tohumları yemeye başlıyorlar. Güneşte, tohumdan yetiştirdiğim siklamenleri taş setlerin dibine ekiyorum. Daha yapraklanmaya başlamamış incirin dallarına kendilerini serpiştirmiş bir sürü serçe var. İki saksağan onlara katılıyor. Bir yerde bir kuş ötüyor.

İstanbul’da dizlerinin üzerinde sürüklenen ruhum doğrulup ayağa kalkmış, ellerini yukarı kaldırıp parmak çatlatarak dans ediyor. Eğer başka yaşamları denemek mümkün olsaydı tohum olmak isterdim. Tohum, insandan farklı olarak, hem doğan hem doğurandır. Hem uçaktır hem yolcu, hem arabadır hem yol, hem buluttur hem yağmur. Çiçeklerin yapraklarını yiyen yavru sümüklüböcekleri ayıklamaya çalışırken gördüğüm kuru bir badem aklıma getirdi bunları. Su deposunun yanındaki ağacından düşmüş, toprağın üstünde yatıyordu. Kabuğunun ucunu çatlatıp filiz vermişti. Filizin bir yarısı toprağın altına inmişti ve kök oluyordu. Diğeri gövde olmak üzere yükseliyordu. Birkaç minik yaprak bile yapmıştı.

Her iki uzantı da kabuğun içindeki bademin, yani tohumun ucundan çıkmıştı. Bir süre sonra badem kök ve gövdenin arasında kaybolup gidecek ama şu anda iki varlığı birden yaşıyor. Hem tohum, hem ağaç.

Nasıl bir şey acaba? Anne ve çocuk olmak, aynı zamanda? Yalnızım. Bahçede de evde de benden başka kimse yok. Kimseyi beklemiyorum, kimse de beni beklemiyor.

Yalnız olmak bazen sevgiliyle beraber olmak gibi tatlıdır. Başkasının ritmine uymak zorunda olmamak, yatağa yayılmak, tek kişilik kahvaltı, gönlünün istediğini istediğin zaman yapmak, kimsenin gözünün üzerinde olmaması, yüksek sesle kendi kendi kendine konuşmak... Bunlar bana dingin bir keyif hatta coşku veriyor.

Yalnızlık sevginin bir başka türüdür. İnsanın kendine duyduğu sevgidir. Kimseyle bütün olamazsın, sadece kendinle bütün olursun. Bir başkası seni bütünleştirmez, sana ulanır. Ama biliyorum. Çok zaman geçmeden birisini özleyeceğim. Canım Kurna’ya gidip İrfan’la makarna yemek çekecek. Şerif’in yeni aşkını dinlemek isteyeceğim. Kavanozda kendi kendini kovalayan balık gibi, yalnız olma isteği ile birliktelik isteği birbirini kovalıyor. Bazen biri tam, bazen diğeri. Çözüme bağlanması mümkün olmayan bir çelişki. Tam ve mükemmel olmak çok ender anlara ait bir şey. Ne yaparsam yapayım yarım kalacak şeylerden biri kendimim.