30 Eylül 2007 Pazar

Parayla değil, dedim kendi kendime

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki az paralıların konut kredisi faizlerini ödeyememelerinden dolayı patlak veren krizin sisteme yayılmasını önlemek için ABD ve İngiltere merkez bankaları etkili önlemler aldı.
ABD'de FED kısa vadeli faizleri yüzde 1'in yarısı oranında indirerek Wall Street'e nefes aldırdı.
İngiltere'de Bank of England, bankacılık sistemindeki bütün tasarrufları garantisi altına aldı. Yani bankalar özel sektörün elinde kalırken tasarrufları kamulaştırdı.
Önlemlerin yerinde olmadığını tartışan pek yok. Ama önlemlerin yarattığı ahlaki risk, onların deyimiyle moral hazard, sıkı bir şekilde didikleniyor.
Nedir bu?
Suçsuzları korumak için suçluları da himaye altına alma zorunluğunun yarattığı ahlaki tedirginlik.

Nerede olursa olsun, bir bankanın önünde kuyruklar oluşmaya başlayınca hükümetin tasarruf sahiplerini korumak için önlem alması kaçınılmazdır.
Bankaları düzenlemek ve denetlemek hükümetin işidir. İnsanlar bu işin layıkıyla yapıldığı varsayımıyla bankalara para yatırırlar. Hükümet, elindeki güçlü kurumlar aracılığıyla bankanın batıyor olduğunu göremezse gariban tasarruf sahibi nasıl görsün?
Buraya kadar sorun yok. Sorun tasarruf sahibiyle birlikte batmakta olanın da koruma altına alınmasıyla başlıyor. Tasarruf sahibi suçsuz. Bankacı?
Amerika'da sakat konut kredilerini ve diğer dandik "enstrümanları" paketleyenler, paketlerin üzerine "harikadır, aman siz de alın" damgası vuran reyting şirketleri, bunları dünyanın dört bir tarafında pazarlayanlar?
Bunları korumanın mantığı nerede?
Bu enstrümanlardan ettikleri kâr yanlarına kalırsa, ki kaldı, kriz geçer geçmez başka cin "enstrümanlar" icat edip bir başka krizin temelini atmayacaklar mı?
Tabii atacaklar.
Parayla değil, diye düşündüm kendi kendime.

Hatırlayacaksınız. 1994 krizinden sonra Hazine bankalardaki bütün tasarrufları garanti altına almıştı.
Garanti tasarrufçunun gözünde iyi banka/kötü banka, sağlam banka/dandik banka ayrımını ortadan kaldırdı. Tasarruf sahibi, en yüksek faizi veren bankaya koştu. Dandik bankalar para toplamak için faizleri yükselttiler. Dolara yılda % 27 faiz veren bankalar türedi.
Dandik bankaların dandik patronları gönül rahatlığı içinde bankaların içini boşaltmaya başladılar. Çünkü bankaları tamamen kontrol dışıydı. Adlı lazım değil, bazı bakanlar çeklerini alıp Hazine murakıplarının raporlarını sumen altı ediyorlardı.
Bu soygunu mümkün kılan başbakanlar, bakanlar, yüksek kalp para gibi tedavülde dolaşmaya devam ediyorlar.
Dünya finans tarihinde görülmemiş bir soygun yaşattılar bize. Hâlâ ne kadar olduğu bilinmeyen milyarlarca dolar çarçur oldu.
O zaman bize gülen, akıl veren Batılılar bakalım şimdi kendi pisliklerini nasıl temizleyecekler?