5 Ağustos 2007 Pazar

Köpekbalığı Karpaz çorbası

OZANKÖY

Eğer bir Çin lokantasının mönüsünde köpekbalığı yüzgeç çorbasına rastlarsanız ısmarlamadan önce bir an düşünün.
Finners (yüzgeççi) denilen balıkçılar, köpekbalıklarını ağlarla çektikten sonra sırt ve göğüs yüzgeçlerini keserler ve canlı canlı denize geri atarlar. Hareket etme yeteneğini kaybeden balık denizin dibine çöker ve boğularak ölür.
Yüzgeç ticaretini önlemek için uluslararası bir kampanya yürütülüyor ama nafile. Her yıl 100 milyon, evet yanlış okumadınız, 100 milyon köpekbalığı bu yöntemle öldürülüyor.
İnsanlar sadece karadaki yaban hayatı yok etmiyor, hayatın başladığı okyanuslarda tür kırmakta.
Kristof Kolomb, Amerika'ya ikinci gidişinde Büyük Antiller'in açıklarında yeşil kaplumbağa sürüleriyle karşılaştı. O kadar çoktular ki, büyük kâşifin kalyonları neredeyse üzerlerinde karaya oturuyordu.
Bugün yeşil kaplumbağalar, nesli tükenmekte olan yaratıklar listesinde.
Yeryüzündeki en vahşi ve acımasız yaratık olan insan, en büyük barbarlığı doğaya karşı işliyor.
Bu barbarlıklardan biri bu günlerde Kıbrıs'ın bakir kalan son bölgesi olan Karpaz'da sahneye konmayı bekliyor.
Kıbrıs'ın Beşparmak Dağları ile deniz arasında kalan sahil şeridi daha dört yıl önce Akdeniz'in en sakin ve güzel yerlerinden biriydi. Birdenbire başlayan plansız, kontrolsüz inşaat furyası bu cennet yerleri göz açıp kapatıncaya kadar çirkin bir yazlık gettosuna çevirdi.
Girne'den kilometrelerce doğu ve batıya gidin, her yerde birbiri üzerine binmiş, yarı bitmiş, estetikten uzak lego yapılar göreceksiniz. Yapıyla dolu olmayan yerler çöplük oldu. Yol kenarları, dere yatakları, ağaçların üstü, sahiller, çimento torbalar, su ve bira şişeleri, plastik torbalar, inşaat artıklarıyla kaynıyor.
Diğer sahiller tüketildiği için sıra doğal park ilan edilen ve nispeten bozulmamış Karpaz Yarımadası'na geldi.
Hükümet, geçen ay Karpaz'ın bir ucundan diğer ucuna yüksek gerilim hatlarıyla elektrik götürmek için bir müteahhitlik firmasıyla kontrat imzaladı.
Ama, elektrik işin başlangıcıdır. Tepki çekmemek için gizli tutuluyor, ama hükümet Karpaz'ı yavaş yavaş inşaata açmaya çoktan karar verdi.
Kendine has bitkileri, göçmen kuşları, kaplumbağalarıyla Akdeniz'in en önemli biyolojik çeşitlilik alanlarından biri daha rant peşindeki müteahhitlerin ve ceplerindeki politikacıların buldozerleri altında yok olacak.
Lafta solcu iktidardaki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), iş ranta gelince sağcı partileri aratmayacak kadar oportünist olduğunu ortaya koydu.
Bu arada aklıma geldi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat yaşıyor mu?
Ne olup bittiğini sanıyor? Mercedes'ine binip kuzey sahillerinde dolaştığında gördüğü mezbeleliği kalkınma mı zannediyor? Paralı olmak ile uygar olmak arasında bir fark olduğunun farkında mı?
Neyi bekliyor sesini çıkarmak için?
Karpaz'ın da diğer yerler gibi yüzgeçlerinin kesilip canlı canlı buldozerlerin altına atılmasını mı?