22 Temmuz 2007 Pazar

Bir gün yalancıdolma

Bir gün yalancıdolma yapmasını öğrenmeliyim. Annem öldükten sonra ne yalancıdolma ne de sevdiğim diğer yemekleri yapacak kimsem kalmadı.
Ona öğle yemeğine gittiğimde sofrada muhakkak sevdiğim yemekleri bulurdum. Bulgur pilavı ile bumbar, enginar dolması, molohiya, etli taze fasulye ve kereviz, maydanoz, golyandro (kişniş otu) ve taze soğanlı yeşil salata.
Ve yanında, her zaman, en çok sevdiğim yemek olan yalancıdolma.
Artık ara sıra arkadaşlarımın evinde yiyorum bu yemekleri. En çok paça kafalı, şalvarağızlı Erol'da veya Erdil'de. Her ikisinin eşi de harika yemek yapar. Ama ne kadar yakının olursa olsun hiçbir arkadaşının evinde her gün yemek yiyemezsin. Hiçbir arkadaşının karısı annen değil.
Öğrenip ben yapacağım. Başka çaresi yok. Yalancıdolma yapılan bir gün gidip öğreneceğim.
Kıbrıslıların yalancı dediği zeytinyağlı dolma Türkiye'de yapılanından daha basittir. İçinde sadece pirinç, nane, soğan ve biraz domates var. Bol, ama çok bol limon. Baharat, üzüm, çamfıstığı falan konmuyor. Yanılmıyorsam sadece asma yaprağıyla yapılıyor. Mevsiminde kabakçiçeğinin içi de dolduruluyor.
Ahh. Bunları yazarken bile ağzım sulanıyor.
Annem turunç, ceviz ve kayısı macunu da yapardı. Bunlar misafirler içindi. Yapılmaları uzun ve zahmetliydi. Özellikle taze cevizden yapılanı. Acılığını almak için ceviz günlerce suda kalır, katran gibi olan su sık sık değiştirilirdi. Turunç da kireçli suda tutulurdu bir süre yanlış hatırlamıyorsam. Yoksa kayısı mıydı?
Çocukluğumda bu inanılmaz lezzetli tatlılara karşı büyük bir zaafım vardı. Bunu bildiği için annem macun kavanozlarını evin değişik değişik yerlerine saklardı. Ama o kadar açgözlüydüm ki, nereye gizlerse gizlesin macunları buluyordum. Onun evde olmadığı zamanlarda titiz bir hafiyelikle kavanozları teker teker tespit eder ve macunları birer ikişer çalıp yerdim. Annem misafirler geldiğinde macun seviyesinin düştüğünü görür, misafirleri gittiğinde beni terliğiyle döverdi. Ama uslanmazdım.
Sonunda çareyi kavanozları komşunun evinde saklamakta buldu.
Sonra babam öldü, bizler teker teker evi terk ettik, o da macun yapmaktan vazgeçti.
Erol'un rahmetli teyzesi inanılmaz bir hurma macunu yapardı. Kırmızı hurmadan. Hurmanın içinde kabuğu soyulmuş badem bulunurdu. Hurma mevsiminde teyzesi, Erol'a bir kavanoz hurma macunu verdiğinde ben de faydalanırdım. Uzun uzun yalvardıktan sonra ara sıra bir tane yedirirdi. İyice dilencileşirsem bazen ikincisini de verirdi, ama üçüncüsünü yediğimi hiç hatırlamıyorum.
Ne Erol'un teyzesi kaldı ne Hisar'daki o kerpiç ev ne de, Allah bilir, hurma ağacı. Artık, hurmadan macunu yapan var mı veya başka meyvelerden? Hiç sanmıyorum. Gül yapraklarından yapılan pembe, buz parçacıklı güllü dondurma ne oldu? Sulu muhallebi? Saray Önü'nde neden sıcak gunna (yerfıstığı) satılmıyor?
Bazen macun yapmayı öğrenmeyi de düşünüyorum. Ama kimden?