10 Aralık 2006 Pazar

Kıbrıs: Yan yana tamam, iç içe ı-ıh!

Lefkoşa

Önce Simerini adlı Rum gazetesinde bir haber çıktı. Lefkoşa'nın Rum semtindeki İngiliz Okulu'nda bir Türk öğrenci, Rum bir öğrencinin göğsündeki haça tükürmüştü.

Kıbrıs'ın en iyi okulu olan İngiliz Okulu adada Türklerle Rumların birlikte okuduğu tek okuldur. İngiliz döneminde kurulan okula eskiden sınavla her yıl 30 Türk, 70 Rum alınırdı. Toplumlararası çatışmalar başlayınca Türkler okula gidemez oldular.

Birkaç sene önce sınır kapıları açılıp gidiş gelişler serbestleşince, okul yönetimi tekrar Türk öğrenci alınmasına karar verdi. Türkleri teşvik etmek için burs verildi.

Simerini'deki haberden iki gün sonra okul dışından bir grup Rum öğrenci İngiliz Okulu'nu basıp Türklere sopalarla saldırdı. Çocuklardan bazılarını hastanelik edecek kadar dövdüler. İngiliz Okulu'nun Rum öğrencileri sınıf arkadaşlarını korumaya çalıştı.

Rum polisi aşırı sağ örgüt üyesi olan saldırganlardan biri hakkında işlem yapmaya karar verdi. Diğerleri, "Çocukluk halidir, kulaklarını çektik, olayı büyütmeyelim" lafları arasında salıverildi.
Çok geçmeden Simerini'deki haberin uydurma olduğu ortaya çıktı.

Kıbrıs'ta iki toplum arasında tansiyon artıyor. Hudut kapılarından geçişlerde büyük azalma var, çünkü hem Türkler hem Rumlar kendilerini diğer tarafta güven içinde hissetmiyorlar. Bu özellikle düşmanca bir tavırla karşılaşan Türkler için geçerlidir.

Birleşmiş Milletler kaynaklarından aldığım haberlere göre; Rum yönetimi Türklere zorluk çıkarılmasını teşvik ediyor. Rum tarafında Türklerin katıldığı birkaç Rum organizasyonunda bütün Türk katılımcıların arabalarının lastikleri kesildi.

Rumlar, Kuzey'de Rum mülkünde oturanlara yedi yıl hapis cezası getiren bir yasayı geçirdi. Bunun anlamı Türklerin yarıdan fazlasının Rum tarafında gözaltına alınma tehlikesi içinde olduğudur. Rum sivillerin güneye geçen Türklere karşı saldırgan tutumları o kadar çok arttı ki, Birleşmiş Milletler istatistik tutmayı düşünüyor.

Sınır kapıları açıldığında umut Türklerle Rumların kaynaşacağı yönündeydi. Tersi oldu. Türklerle Rumlar birlikte yaşamak istemediklerini anladılar. Rumların büyük çoğunluğu Türkleri hakir görüyor. Türklerden nefret ediyor. Onlarla bir arada yaşamak istemiyor.

Türklerle Rumlar iç içe yaşayamazlar. Yan yana yaşayabilirler ama iç içe mümkün değil. Kapıların açılması sadece adalılara değil Birleşmiş Milletler'e de bu gerçeği gösterdi.

Avrupa Birliği de bu gerçeğe gözlerini açmalıdır. Çünkü bu Avrupa'nın da gerçeğidir. Yugoslavya'nın parçalanıp etnik devletlere ve devletçiklere bölünmesini kabul hatta teşvik eden AB'nin Kıbrıs'ta iki toplumun iç içe yaşamasını istemesi çelişkili bir ukalalık ve salaklıktır.

Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yeniden formüle etmesinin zamanıdır.