4 Kasım 2006 Cumartesi

Büyüklük kader değil, terdir (1)

Kimse annesinin karnından, büyük bir futbolcu, dünyaca ünlü bir işadamı veya satranç ustası olarak doğmaz.
Büyüklük nasıl yakalanabilir? Özel bir yetenekle dünyaya gelenler mi büyük olur? Yoksa seçtiği sahada mükemmelliği yakalamak için uzun yıllar çalışıp didinenler mi?
Fortune dergisi kasım sayısının büyük bir bölümünü bu soruların cevabına ayırdı. Değişik konularda olağanüstü başarı sağlamış insanlar üzerinde araştırma yapan bilim adamlarının bulgularını inceledi.
Sonuç: Büyüklük kader değildir, ter dökülerek elde edilen bir şeydir.
Büyüklük mükemmelliği yakalamak için uzun yıllar yapılan muazzam bir mesainin ürünüdür. Yetenekli olarak dünyaya gelmenin değil.
Büyüklükten kastım, herhangi bir sahada dünya çapında olmaktır: Şampiyon bir golfçü veya tenisçi, rekortmen bir atlet, çığır açan, buluş yapan bir bilim adamı, çağın en iyilerinden sayılan bir piyanist veya finansçı olmak, örneğin.

Yetenek herhangi bir şeyi çok iyi yapabilmek için insanın doğuştan sahip olduğu bir hünerdir. Bilim adamlarına göre böyle bir şey yoktur. Hiçbir insan herhangi bir konuda başarı göstermek için özel bir yetenekle donatılmış olarak dünyaya gelmez. Veriler insanların doğuştan sahip oldukları yeteneklerle büyüklüğe eriştikleri inancını desteklemiyor.
Harika çocukları bile harika yapan, çok erken yaşta çalışmaya başlamaları, genelde, kendilerini eğiten ve destekleyen anne babalara sahip olmalarıdır. Ama birçok harika çocuk harika bir büyük olmaz. Ve harika birçok büyük küçükken herhangi bir özel kabiliyete sahip görünmüyordu.

Konuyu size şöyle özetleyeyim (Fortune'den öğrendiklerimin ışığında):
Aklınıza gelebilecek herhangi bir konuda insanlar başlangıçta çok çabuk öğrenirler. Sonra öğrenmeleri yavaşlar, sonra da tamamen durur. Ama bazı insanların öğrenmesi ve gelişmesi hiç durmaz. Onlar yıllar hatta on yıllar boyu öğrenmeye ve gelişmeye devam eder. İşte büyüklüğü yakalayan bunlardır.
Neden? Neden bazı insanlar öğrenmeye ve daha iyi performans göstermeye devam eder de bazıları etmez?
Çünkü bazıları çalışmaya devam eder, diğerleri durur.
Beyin adale gibidir. Çalıştırıldıkça güçlenir.
1993'ten beri bu konuda yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: Çalışmadan veya antrenman yapmadan büyüklüğü yakalamak diye bir şey söz konusu değildir. Herhangi bir sahada dünya çapında olabilmek için en az on yıl mesai gerekir. Ortalama on yıl değil, en az on yıl. Müzik, edebiyat gibi konularda ise en üst noktayı yakalamak 20-30 yıllık tecrübe gerektirir.
Diyeceksiniz ki on yirmi yıl çalışıp bırakın büyük olmayı, daha iyi olmayı beceremeyen çok insan var. Onların eksiği ne?
Cevabı yarınki yazımda.