21 Mayıs 2006 Pazar

Keşke gazeteci olacağıma

Keşke gazeteci olacağıma şarkıcı olarak dünyaya gelseydim. "Şarkıların bu kadar güzel,/ Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu/Orhan Veli'nin şiirlerini okumadan önce biliyordum. Yanlış meslek seçtim.
Kelimeler düşer, müzik yükselir.
Keşke hayatımı tek başına yazı yazdığım odalarda kelimelerle değil, kalabalıklara şarkı söyleyerek kazansaydım.
Zimbabwe'li yaşlı bir şarkıcı; el çırparak eşlik eden genç kızlar korosuyla şarkı söyleyebilseydim.
Veya asfalt öncesi yollarda türkü söyleyen, başı bulutlarda bir âşık. Karlı dağların başında /salkım salkım olan bulut/ saçın çözüp benim için/ yaşın yaşın ağlar mısın gibi mısralar dökebilen.
İri göğüslü şişman bir İtalyan soprano ya da piyano eşliğinde Pergolesi'nin, Scarlatti'nin aşk şarkılarını söyleyen, kılıktan kılığa giren usta bir sesle.
Kuzgun siyahı saçları yağlı, alnının ortasında kırmızı bir nokta, beyaz elbiseleri içinde uzun şarkılar söyleyen bir Hintli. Nehrin karşı yakasından duman yükseliyor/ Beni yollara düşüren kadın/ belki de onun cesedidir yakılan.
Müzik insanın Tanrı'yla arasındaki mesafeyi kısaltır. Söylenmeye değenlerin en iyi anlatılabileceği lisan müziktir. En korkunç insan müziksiz olandır.
İnsan annesinin karnında duymaya başlar. Kulak ve duyma hamileliğin sekizinci haftasında şekillenmeye başlar, 24'üncü haftada tamamlanır. Ama bebek 4.5 aylık iken duymaya başlar, çünkü içkulağın kemikleri şekillenmiş ve beyinle olan sinir bağlantıları tamamlanmıştır.
Anne karnı sessiz bir yer değildir. Kalbin tak takları, nefes alıp verilirken çıkan ses, kanın göbek bağından akışı, midenin ve bağırsakların sesleri bebeğin duyduğu ilk müziktir.
Nerede dünyaya gelirlerse gelsinler bebeklerin beynine aynı anne iç sesleri nakşedilir. Herkes her yerde aynı müziği dinlemiş olarak doğar. Müzik bunun için her yerde anlaşılabilen tek dildir. Bunun için insanlığın ortak dilidir.
Ritim duygusu muhtemelen anne kalbinin dinlenmesiyle oluşur. Davulun coşturması, annenin yaptığı işe veya ruh durumuna göre temposu sürekli değişen kalp atışlarını hatırlattığı içindir.
6.5 aydan sonra bebek annesinin ve babasının sesini duymaya ve tanımaya başlar.
Bebeğin ana karnındaki hareketleri duyduğu sese göre değişir. Yakınlarda bir kapı çarpar veya veya egzoz patlaması duyulursa bebek zıplar veya tekme atar. Anne konuşurken bebeğin kalp atışları yavaşlar, çünkü bebek annesinin sesine kulak verir ve bu ses onu sakinleştirir.
Araştırmacılar bebeğin anne karnında edindiği "tecrübelerin" kişiliğin gelişmesinde önemli bir rol oynadığını düşünüyorlar. Beyne yapılan ilk kayıtlardan bir kısmı bu tecrübelerdir. Bunların olumlu veya olumsuz olması annenin çocuğa ne yayımladığı ile ilişkilidir. Anne bir anlamda hamileliği sırasındaki tecrübelerini karnındaki bebeğiyle paylaşır.
Ne annemin ne de babamın müzikle pek ilgisi yoktu. Bense -bu bir muamma- kendimi bildim bileli tutku derecesinde müziğe bağlıyım. İkinci defa dünyaya gelmeden yetkililere dilekçe verip beni şarkıcı olarak yollamalarını isteyeceğim.