6 Nisan 2017 Perşembe

Bitkilerin aklı

Bitkiler, yaşamlarını sürdürmek için kalkıp daha elverişli yerlere gidemeyeceğinden bulunduğu yerin sunduğu olanakları, en iyi şekilde kullanmak durumundadır.

Bunu, aklını kullanarak yapar.

Akıl, sadece insana has bir şey değildir, doğanın, neslini sürdürmesi için bütün canlılara verdiği, ortak bir yetenektir.

Türden türe değişir, mekanizmaları farklıdır ama akılsız yaratık yoktur.

Bitkiler aklını bulunduğu yere uyum sağlamak, çevresindeki olanaklardan en iyi şekilde yararlanmak için kullanır.

Bu olanakların başında belki de güneş gelir; çünkü bitkiler Güneşışınlarını yaprakları vasıtasıyla gıdaya çevirerek yaşar.

Her bitki, en çok güneş alacak şekilde kendini düzenler.

Doğada sadece siklamenleri, halk arasındaki adıyla tavşankulaklarını, izlemek bunu anlamaya yeter.

Bol güneş alan yerlerde siklamenlerin yaprakları küçük, çiçekleri bol olur.

Ağaç altlarındaki loş topraklarda yaşayan, az güneş alan siklamenlerin yaprakları neredeyse küçük bir tabak boyunda, çiçekleri tek, tüktür.Otlar ve çalılar arasında büyüyen siklamenler, mümkün olduğu kadar çok güneş alabilmek için yükselmek zorundadır. Onların çiçekleri ve yaprakları uzun olur, neredeyse güneşte büyüyen siklamenlerin iki veya üç misli.


Bol güneş alan yerlerde siklamenlerin
yaprakları küçük, çiçekleri bol olur.






Bahçemde düzinelerce siklamen var. Her biri bulunduğu yerde en iyi biçimde büyüme ustasıdır.

Her bitki bulunduğu yerdeki koşulları maksimize ederek yaşamakta mahirdir – bir şey söylemez ama çok şey bilir. 

Siklamenler, bulunduğu yerde ne kadar güneş alabileceğini ölçmez sadece. Erişebileceği suyu ve sürekli değişen ısıyı da hesaplar ve yaşamının aşamalarını – ne zaman yaprak, çiçek tohum verecek, ne zaman uykuya yatacağını – ona göre düzenler.

Bu ölçümler, balkonda büyüyen çeri domatesten yeryüzündeki münferit en büyük organizma olan dev sekoya ağaçlarına kadar bütün bitkiler için geçerlidir.

Birçok hayvan, içinde yaşadığı ortamı seçebilme olanağına sahiptir. Fırtınada gizlenebilir, eş ve gıda aramak için yer değiştirebilir, değişen mevsimlerle göçer.

Bitkiler, değişen koşullarla – havaya, yaşam alanlarına başka bitkilerin alanlarına tecavüz etmesine, zararlılara – olduğu yerde baş etmek zorundadır. Bu işte başarılı olmak için olağanüstü karmaşık sistemler geliştirdiler.


Az güneş alan siklamenlerin yaprakları neredeyse
küçük bir tabak boyunda, çiçekleri tek, tüktür.





Bilimsel araştırmalar, genetik düzeyde bitkilerin, birçok hayvandan daha karmaşık olduğunu gösteriyor. 

Bitkiler görsel çevrelerinin farkındadır. Kırmızı, mavi, UV ışığı ayırt eder. Koku alır. Dokunulduğunu ve değişik dokunuşlar arasındaki farkı bilir. Yer çekiminin de farkındadır; yerçekimini kullanarak şekil değiştirir, kökünün aşağı, gövdesinin yukarı doğru büyümesini sağlar. Geçmişte olanı hatırlar.* 

Siklamenler, hava aniden soğursa büyümesini durdurur veya yavaşlatır.


Otlar ve çalılar arasında büyüyen siklamenler,
mümkün olduğu kadar çok güneş alabilmek için
yükselmek zorundadır.


Salyangoz hücumuna uğrarsa yapraklarına acı bir madde salgılayıp korunmaya çalışır.

Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar genetik olarak az çok birbirine benzer; çünkü aynı yaratıcının elinden çıkmıştır, aynı yeryüzünde yaşamaktadır ve aynı evrim kurallarına tabidir.

Kuzey Amerika yerlileri bunu yüzyıllar önce biliyordu. İşte bir Arapaho Kızılderili Atasözü:

“Bütün bitkiler kardeşimizdir. Bize konuşurlar ve eğer dinlersek onları duyabiliriz.”

*What a Plant Knows (Bitkilerin Bildikleri – Türkçesi yok) Daniel Chamowitz