7 Kasım 2015 Cumartesi

Olmak istediğin kişi oldun mu?

Karı koca parkta bir ağacın gölgesinde oturuyorlar.

Ellerindeki külahlardan dondurma yalıyorlar.

Adam işten atılan ve depresyon geçiren eşini yüreklendirmeye çalışıyor.

Kadın konuşmadan onu dinliyor ama sanki aynı anda başka bir şeye de kulak veriyor. Gözleri yavaş yavaş yukarılarda bir yerlere kayıyor.

“O keşke ben olsam,” diyor, adam ara verince.

“Kim?” diye soruyor kocası.

“Öten o kuş.”

Belçikalı Dardenne kardeşlerin İki Gün Bir Gece adlı filmde böyle bir sahne var. Kafama takılıyor. Film bittikten sonra başa çevirip orasını bir kez daha izliyorum. Kuş bir süreden beri dalda ötmekteydi ama sesini kadın kuş olmak istediğini söyledikten sonra duymuştum.

Bu sahne, oğlumun birkaç hafta önce Londra’da arkadaşlarıyla kayda aldığı son şarkıyı getiriyor aklıma: Are you what you wanted to be? Olmak istediğin kişi oldun mu?

Ve başka sorular:

Ben olmak istediğim kişi miyim?

Olmak istediğini olabilmiş kaç kişi var?

Yoksa herkes “Keşke kuş olsam” mı diyor?

“Keşke insan olsam,” diyen bir kuş var mı?  

Veya başka bir canlı?

Akşam üzeri kargaların güneşin batışını seyir yeri olan servi, karga olmak istiyor mu?

Elektrik tellerinde oturup aşağıdan geçenlere bakan kumruların içinde “Şu Audi’nin direksiyonunda oturan kadın ben olsaydım. Yanındaki oturan kız çocuğu benim kızım olsaydı. Onu her sabah okula ben götürseydim,” diyen biri çıktı mı?

Araştırmalar birçok hayvanın insanlardan daha bilge, barışsever, sevgi dolu ve uysal olduğunu ortaya çıkardı. Hayvanlar insanlar kadar acımasız ve kan dökücü değil. Kurtlar, mesela, hemen hemen hiçbir zaman hasımlarını öldürmezler.

Bana öyle geliyor ki halinden memnun insan bulmak ne kadar zorsa halinden memnun olmayan hayvan bulmak da o kadar zordur.

Adem ile Havva, Tanrı’nın yasakladığı ağacın meyvesini yiyip cennetten kovulduklarından beri insan kesintisiz bir endişe ve istek bahçesinde yaşar.

Halinden memnun olmamak en belirgin özelliklerinden biridir insanın.

Bu hipotezi test etmek için birkaç arkadaşıma mail atarak “Eğer bir cin olsaydım, beni şişeden çıkarsaydın, ‘Dile benden ne dilersen, üç hakkın var’ deseydim, ne dilerdin?” diye sordum.

Aldığım cevaplardan, hiçbirinin halinden memnun olmadığını anladım. Hiçbiri olmak istediği kişi değildi.

Ben?

Halimden memnun değilim, diyemem.

Olmak istediğim kişi olamadım da diyemem (çünkü, şu veya bu nedenle, herhangi biri olmak istemedim).

Ama önüme kuş olma fırsatı çıksa, bir saniye düşünmem. Cennetten atılmamış bir yaratığın hayatının nasıl olduğunu anlamak için...