29 Aralık 2012 Cumartesi

ZEN VE NAR SOYMA SANATI

Çocuklar yukarıda uyuyor, ben aşağıda, bahçede, onlara nar soyuyorum.

Nara bayılıyorlar. Çocukken alıştırdım.

Nar mevsiminde, onlar okulda iken narları soyar, taneleri iki ayrı tabağa koyar, her tabağın içine bir kaşık sokar, yan yana mutfak masasının üzerine dizerdim.

Gözüme birinde diğerinden biraz daha fazla olduğu görünürse biraz ağzıma atardım. Ama ne kadar eşitlersem eşitleyeyim onlara birinde diğerinden daha fazla nar varmış görünürdü.

“Hangisi benim?!”

“İstediğinizi alın.”

“İlk ben seçeyim mi?” diye sorardı Sara, abisine.

“Gelecek defa da ilk ben seçersem!”

“Mmmmmm. Baba. Harika. Teşekkürler,” diyerek narı kaşıklamalarını seyretmeye bayılırdım.

Onları mutlu etmek hoşuma giderdi. Çocuklukları benimkinden farklı, mutluluk ve bolluk içinde geçsin isterdim.

Sonra büyüdüler, yatılı okullara gittiler, boşandım, nar çağı kapandı.

Tatillerinin büyük bir bölümünü anneleri ile geçirdikleri için onları artık çok az görüyorum.

Gelecek Mayısta 20 yaşına basacak olan Selim hem üniversiteye devam ediyor hem çalışıyor. Sara Mayısta 18 olacak. O da konservatuar giriş sınavlarına çalışıyor.

Bu defa ikisi birlikte yanıma geldi. Onlar için alışveriş yaparken nar almaya ve eskiden olduğu gibi soymaya karar verdim.

Büyük bir narı tanelerine ayırmak yarım saat kadar sürer. Ama iki kişiyi mutlu etmek için yarım saatlik zaman yatırımı fazla değil.

Nar soymayı seviyorum da. Narı kesmek, önce iki, sonra dört parçaya ayırmak, sonra her taneyi, hiçbirini zedelemeden narın sarı etinden koparmak hoşuma gidiyor. Narın dışı kırmızı, içi sarı kabuğu, beyaz-pembe-kırmızı taneleri parmak uçlarıma ve gözüme hoş görünüyor. Tanelerin koparken çıkardığı çıt çıt sesini de seviyorum.

Nar soymak biraz ustalık ve özen ister. Meyve önce üstünden ve altından, yani kutup bölgelerinden kesilir. Portakal gibi. Bunu yaparken fazla derin kesmemek, bıçağın taneleri de kesmesini önlemek gerekir. Bunu yapmak için de kabuğun ne kadar kalın olduğunu tahmin etmek gerekir ki, bu bir tecrübe işidir.

İkinci aşamada bıçağın ucuyla kutup bölgelerinin üstü açılır. Kabuk elle sökülmeye başlanır. Nar ortaya çıkar. Bıçakla, sağdan ve soldan, yukarıdan aşağı iki çizgi çekilir ve meyve elle ikiye ayrılır. Narlar ince, sarı zarlarla ayrılan odalardadır. Parmak uçları ile gömülü oldukları yerlerden sökülüp tabağa düşürülür. Lifler acıdır bu nedenle tanelerin arasına düşenleri ayırmak gerekir.

Toplanırken nar yere düşürülmüşse, yerle temas ettiği noktadaki taneler bozulmuş, rengini, kaybetmiştir. Onlar da kenara ayrılır.

Narın yarısını bir tabağa, diğerini diğer tabağa ayıklıyorum, buzdolabına kaldırıyorum. Kabukları bahçede bitkisel atıkları döktüğüm yere atıyorum.

Beyazdan kırmızıya doğru koyulaşan tanelerin bir tanesini bile ezmedim.

Yapış yapış olan parmaklarımın hoş şeylere dokunmuş, gözlerimde güzelliklere bakmış olmanın hazzı var.

Belki de bunlar çocuklar için soyduğum son narlar. Belki her şeyin olduğu gibi nar soymanın da sonu var.

Kahvaltıdan sonra nar tabakları çıkıyor. “Bir gün çocuklarınla buraya geldiğin zaman belki sen de onlara nar soyarsın,” diyor Sara Selim’e.

Bir gün çocuklarımla buraya geldiğimde ben de onlara nar soyacağım, demiyor. Acaba “Nar soymak baba işidir,” diye mi düşünüyor?