13 Ekim 2012 Cumartesi

Ve ölümün hükmü geçmeyecek

Geçenlerde yazmaya hazırlandığım bir yazı için araştırma yaparken Dylan Thomas’ın uzun zamandan beri okumadığım bir şiiri çıktı karşıma.
İçki bağımlılığı yüzünden otuz dokuz yaşında (1914 – 1953) ölen Galli şairin en ünlü iki şiirinden biri idi karşılaştığım.
"Do not go gentle into that good night - O güzel geceye tatlı tatlı teslim etme kendini.” Ya da ona benzer bir şey.
Şiiri, yaşlı, ölümün eşiğinde olan babası için yazmıştı. Ölüme direnmesini, isyan etmesini, karşı durmasını istiyordu. O güzel geceye efendi efendi teslim olmamalıydı.
Şiiri yazdıktan iki sene sonra kendi teslim olacağını nereden bilebilirdi.
Uzun zamandan beri okumadığım şiiri susuz kalmış gibi okudum. Sonra bundan da daha çok sevdiğim, belki de Dylan’ın en ünlü şiiri olan And Death Shall Have no Dominion’unu okudum. Ve Ölümün Hükmü Geçmeyecek.

 ... Dirseklerinde ve ayaklarında yıldızlar olacak;
Delirmiş olsalar bile akıllanacaklar, 
Denizin dibine batmış olsalar bile çıkacaklar, 
Aşıklar kaybolsa bile aşk kaybolmayacak; 
Ve ölümün hükmü geçmeyecek.
 
Dylan’ın şiirlerini anlamak, analiz etmek İngilizler için bile zordur. Bilinmeyen veya sadece edebiyat akademisyenlerin çözdüğü veya tahmin edebileceği atıflar içerirler. Ve tam olarak anlaşılması belki de olanaksız deyimler, cümleler.
Sorulabilse, üzerinden yıllar geçtikten sonra, belki o bile ne demek istediğini tam hatırlamayacaktır. “Ne demek istemişim,” diye kendine soracaktır.
Bunlar şiirlerin güzelliğinden bir şey götürmez, ama. Bir şeyi tam anlamıyla sevmek, tam anlamıyla anlamaya bağlı olsaydı hiçbir kadına (veya erkeğe) aşık olunamazdı.
Zaten, dünyada tam anlamıyla anlaşılabilen ne var?
Şiiri anlamaya çalışırken yaptığım araştırma sırasında ilginç bir site keşfettim. Sitede, Thomas'ın şiirinin İngilizce orijinali, ve Talat Halman, Bülent Ecevit, Ülkü Tamer, Şehnaz Tahir, Vehbi Taşar, Recep Nas, Öykü Didem Aydın tarafından yapılan çevirileri vardı.* Okuyunca, bütün çevrilerin eksikler, yanlışlar, orijinalinde olmayan anlam yükleriyle dolu olduğunu gördüm.
Nasıl olmasın? Batı kültüründe doğmamış, dini Hıristiyan olmayan, İncili iyi bilmeyen kim, bu şiirde, başlık dahil bir çok şeyin o kutsal kitaptan alındığını bilebilirdi? Eskiden beri şiirin çevrilemez olduğunu düşünürüm. İlle de çevrilecekse, en pratik yöntem kafiyeleri falan unutup düz çeviri yapmaktır. Ve bu işi yabancı dili mükemmel olanlara bırakmak.
Demek istediğim, yazılışından nerdeyse 80 yıl sonra bu şaheser hala çevirmenini arıyor.
Çok isterdim ama bu, herhalde, ben olmayacağım.
Ve ben, zamanı geldiğinde, o güzel geceye tantana koparmadan teslim etmek niyetindeyim kendimi. Tatlı tatlı veya başka türlü.
*http://yorumokuyorum.blogcu.com/dylan-thomas-and-death-shall-have-no-dominion-ey-olum/6999964