26 Ekim 2012 Cuma

Bilgi arttıkça acı da artar

Bazen, söylenmeye değer her şeyin çok eskiden söylendiğini düşünüyorum. Eski Ahit “Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır,” yazıyor. *
O zaman da öyleydi, bugün de, yarın da ve her zaman böyle olacak.
İhtiras zamanı var, ihtirastan arınma zamanı var.
Kazanma zamanı var, kaybetme zamanı var.
Biriktirme zamanı var, dağıtma zamanı var.
Alma zamanı var, verme zamanı var.
Ağırlaşma zamanı var, hafifleme zamanı var.
İlerleme zamanı var, durma zamanı var.
Baş kaldırma zamanı var, kabul etme zamanı var.
Gürültü zamanı var, sessizlik zamanı var.
Kalabalık zamanı var, tenhalık zamanı var.
Birliktelik zamanı var, yalnızlık zamanı var.
Büyük işlerin zamanı var, küçük işlerin zamanı var.
Kitap satın alma zamanı var, kitap dağıtma zamanı var.
Ütülü pantolon zamanı var, paçaları çamurlu pantolon zamanı var.
Boyalı ayakkabı zamanı var, boyasız ayakkabı zamanı var.
Yağmurdan kaçma zamanı var, yağmur bekleme zamanı var.
İnsanlar hiç değişmedi ve hiç değişmeyecek. Sıradan olanlar yeteneklilerin omzuna basıp yükselecek. Haris olanlar iyi niyetli olanların önüne geçecek. Kötüler cezalandırılmayacak, iyiler ödüllendirilmeyecek. Dünya yumuşak başlılara miras kalmayacak. Eşkıya dünyaya hükümdar olacak.
Eski zamanların görmüş geçirmiş kişileri biliyordu: “Önce ne olduysa, yine olacak,” dediler. “Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. Güneşin altında yeni bir şey yok.”
Bütün uğraşmalar boşunadır: “Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım,” dediler. “Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgârı kovalamaya kalkışmakmış. Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
Lefkoşa’da, surlar içindeki Şandris lokantasının duvarında, “Sadece akılsızların saati hiç durmadan çalışır,” yazar.
Saatin peşinde koşma zamanı var, saati yavaşlatma zamanı var, saati durdurma zamanı var.

* http://www.bibleserver.com/text/TR /Vaiz1