2 Mayıs 2012 Çarşamba

Karıncalara kıymayın efendiler

Ozanköy
Bahçeye çıkmak için kapının koluna elimi götürdüğümde camların üzerinde, yerde ve duvarda bir sürü kanatlı karınca olduğunu gördüm.
Hepsinin yüzü dışarıya dönüktü. Dışarı çıkmaya çalışıyorlar, beceremiyorlardı. Kapının iki kanadını da açtım. Birkaç saniyede uçup kayboldular.
Nereden gelmişlerdi? Evde bir yerlerde bir karınca yuvası mı vardı? Yoksa, sakin olduğu için, kanat çıkarmak için buraya mı gelmişlerdi?
Yerine göre, ilkbahar veya yazda olan kanatlanma, her yıl tekrarlanan bir göç ve zifaf hazırlığıdır. Kanatlı karınca gördüğünüz zaman anlayın ki yerleşik bir karınca kolonisi yeni koloniler kurmak için sefer hazırlığındadır.
Kanatlı karıncaların bazıları kraliçedir. Bunlar daha iridir ve sayıları daha azdır. Daha küçük olanlar erkektir ve bunlardan daha çok vardır. Birlikte havalanırlar ve havanın akıntılarında yol alırlar.

Erkekler yetiştikleri kraliçe ile bazen havada, bazen yere konup sevişirler. Kraliçe birden fazla erkekle sevişebilir. Sevişmesini tamamladıktan sonra uçuşuna devam eder, yuva yapmaya uygun bir yer bulunca konar. Orta ve arka bacakları ile kanatlarını söküp atar. Bir daha hiçbir zaman uçmayacak, bu nedenle kanada ihtiyacı yoktur.
Sonra, büyük bir aceleyle bir delik kazar ve kendine bir bölme hazırlar. Burada yumurtalarını doğurur. Yavrular ortalama 8-10 haftada yumurtadan çıkar. Bu şekilde yeni bir karınca kolonisi başlamış olur.
Kraliçe, genellikle, bir daha delikten çıkmaz ve yaşamının geriye kalan kısmını yeraltında, karanlıkta geçirir.
Erkek karıncanın hayattaki tek görevi kraliçe ile çiftleşmektir. Sevişir ve birkaç gün sonra ölür.
Eski Yunan, kent devletlerinden meydana geliyordu. Kentler belirli bir büyüklüğe gelince yöneticiler gençleri başka bir yerde yeni bir şehir kurmaya hazırlamaya başlarlardı. Önce bir keşif gemisi gönderilirdi. Suyu, verimli ovaları, liman olmaya müsait koyları bulunan bir yer seçilirdi. Birkaç deneyimli yetişkinin gözetiminde, genç erkek ve kadınlar, meslek sahibi köleleriyle, buraya gönderilirlerdi.

Adriyatik, Ege, Karadeniz ve Akdeniz sahillerini bugün kalıntıları bulunan birçok eski Yunan kenti bu yöntemle kuruldu. Tarih kitaplarının yazdığına göre Eski Yunanlılar bu işte o kadar mahirmişler ki kurulan yeni şehirlerden bir teki bile başarısız olmamış.
Mübadele esnasında Ege ve Anadolu’dan ve daha sonra İstanbul’dan yollattığımız Rumlar tarih öncesi bu yerleşimcilerin çocukları idi.
Yunanlılarınki karıncaların yöntemine benzemiyor mu? 1950’lerden başlayarak Anadolu’dan İstanbul ve diğer kentlere, 1960’lardan başlayarak Almanya’ya göç edenler de birer kanatlı karınca idi.
Araştırmak için Google’a girdiğimde, kanatlı karıncalar bölümünde çoğu girdinin karınca öldürme ilacı ile ilgili olduğunu gördüm.
Onları öldürmeyin. Bırakın uçup gitsinler. Zaten birkaç kraliçe dışında hepsinin birkaç günlük ömrü var. Bırakın yeni karınca kolonileri kurulsun, yeryüzünde yaşam oluştuğu gibi devam etsin.