6 Nisan 2012 Cuma

Tohumların dünyasında

Ozanköy
Tohumların dünyasında yaşıyoruz. Rüzgârda tohumlar uçuşuyor. Tohumlar, döne döne üşüye, okyanusları aşan rüzgârlarla, bir kıtadan başka kıtaya göç ediyor, yere düşüyor, ağaç oluyor.
Bahçemdeki siklamenler solarken birkaç çiçeğin tacında tohum topçukları beliriyor. Her birinin içinde küp şeklinde 30-40 küçük, kahverengi tohum var. Karıncalar tohumları kancalarına takıp yuvalarına götürüyor.
Bazen, karıncalar gelmeden önce, bir tohum saksının kenarından yere düşüyor ve bir çatlağın arasına sıkışıyor. İlkbaharda minnacık bir yaprak veriyor ve yumru haline gelmeye başlıyor. Yavaş yavaş, arasına sıkıştığı taşları itip çatlatarak kendine yer yapıyor ve büyümeye başlıyor. Büyüdükçe, olağanüstü bir yavaşlıkla, taşı itmeye ve çatlatmaya devam ediyor. Ta ki olgunlaşıp kendi tohumlarını verinceye dek, yumuşağın sertten güçlü olduğunu kanıtlayarak.
Yanardağ patlaması ile büyük bir bölümü yok olan, gerisi lavlar ve küllerle kaplanan adalar çok zaman geçmeden, rüzgâr ve su ve kuşlarının taşıdığı tohumlarla yeni bir bitki örtüsüne kavuşuyor.

Gelincik tohumlarının binlerce yıl filizlenme yeteneğini koruduğu söyleniyor.
Bazen kasvet veren bir süratle mevsimler mevsimleri, yıllar yılları kovalıyor.
Başka bir ağaçtan kesip toprağa soktuğum incir dalı bir sene sonra boyu iki metreyi aşan küçük bir ağaç haline geliyor. Acelesi var. Kışın yaprakları sararıp dökülüyor. Rüzgâr sararan yaprakları sürüklüyor. Yapraklar parçalana parçalana bir yerlerde durup çürüyor ve bir gün benim de yapacağım gibi, toprağa karışıyor.
İlkbaharda ağaç yeniden yaprak açmaya başlıyor. Başlangıçta yapraklar küçük çocuk avcu gibidir. Sonra büyüyerek hiçbir canlının onsuz yapamayacağı güneşin ışınlarını yakalamak için bir tuzak haline gelir.

Yaz sonuna doğru incirler olgunlaşmaya başlar. Benim için meyve olan incir ağaç için tohumdur. Olgun bir incir ağacında yüzlerce incir milyonlarca tohum vardır. Bahçemin birçok yerinde kendiliğinden biten incirler bunlardan geliyor. Bunların biri en önce olgunlaşan ve en lezzetli incirleri verir. Evin bahçe duvarı ile birleştiği yerde kendiliğinden çıktı. Evin yanında incir olmaz derler çünkü kökler büyük bir güçle ilerleyerek duvarları itmeye, onu meydana getiren taş veya tuğlalara zarar vermeye başlar. Verirse versin, diyorum.
Neslini yaymak için sadece tohumlarına güvenmeyen incir ilkbaharda köklerinden ve gövdesinden taze dallar çıkartmaya başlar. Ağaç iyice yaşlandığı zaman, onu kestiğinizde, kökündeki dallardan biri ağaç haline gelir ve alıştığınız meyveleri vermeye devam eder.
Tohum vermeyen veya tohuma sahip olmayan canlı yok gibidir.
“İnsan kendi tohumunun etrafında bir kabuktan başka bir şey değildir.”
Belki kâinat bile bir çekirdeğin ürünüdür. Ve doğa, tohumlar, kâinatın ruhudur.
Ve tohumlarla oynamak kâinatla oynamaktır.