30 Aralık 2011 Cuma

Dünya dükkân, hayat alışveriş kuyruğu

Ozanköy
Çağlayı işten attılar. Birkaç gün önce öğrendim. Kullandığım bir üründe sorun çıktığında ona telefon ederdim. Geçen gün aradığımda “Ben artık orada çalışmıyorum ama birisini arayacağım, sorununuzu halledecek” dedi.
Yeni anne olmuştu. O nedenle ayrıldı sandım. Ama hayır. Ayrılmamış. Çıkarmışlar. İşten durdurulan yedi kişiden biri imiş.
Keyfim kaçtı.
Çağla Türkiye’nin en kârlı şirketlerinden birinin KKTC bölümünde çalışıyordu. Geçen sene KKTC’nin vergi şampiyonu olmuşlardı. Bu sene, herhalde, gene olacaklardı.
O halde işten çıkarmalar şirket para kaybediyor diye değildi. Tam tersine. Şirket daha çok para kazansın, masrafı daha az, kârı daha çok görünsün diye idi. Zararı azaltmak değil kârı artırmaktı yöneticilerin amacı; sen yeme ben yiyeyim.

“Açgözlülük iyidir” felsefesinin icat edildiği ülke olan ABD’deki adı ile “down-sizing” yapılıyordu. “Ölçü küçültmesi”.
Yani, masrafları kısıp kârı artırmak için çalışanları, ehliyet ve sadakate bakmayarak, giyotine yollamak.
Kâr eden bir şirket işçi çıkardığında hesaplamadığı şeylerden biri geriye kalan çalışanların morali ve bunun şirketin performansı üzerindeki etkisidir.
“Canla başla çalışıyorum ve şirketim para kazanıyor ama gene de işim güvende değil. Lanet olsun böyle şirkete” demezler mi geride kalanlar?
Derler, muhtemelen, demesine de kimin umurunda?
Hissedarlar için kâr amacı bütün amaçların üstündedir.
Tamam da ne kadar kâr?
Olabildiği kadar çok. Her sene bir sene öncekinden fazla olmalı kâr, en azından. “Bu pratik olarak da matematik olarak da imkânsızdır” demeyin, boşuna nefes tüketmiş olursunuz.

Kâr söz konusu olduğunda, mantık değil açlık geçerlidir. İnsan paraya doymaz, onun için kâra da doymaz.
Yüz milyon dolar kâr ile doksan milyon veya yüz on milyon dolar kâr arasındaki fark nedir? Sanırım, bu soruyu soran hiçbir şey anlamamıştır.
İhtiyaçları sonsuz olan, gözü doymayan tek yaratıktır insan.
Dünyayı bir dükkân, hayatı bir alışveriş kuyruğu yapacak.
Kendine seçtiği misyon bu.
Çağla birisini aradı, o birisi beni aradı, sorunum çözüldü. Allah bilir, gelecek sene bu zamanlarda aramam gerekirse belki o da “Ben artık orada çalışmıyorum ama birisini arayacağım, sorununuzu halledecek” diyecek.