10 Kasım 2011 Perşembe

Kırmızı devden önce tufan

Dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu tahmin ediliyor. Kalan ömrü muhtemelen yedi milyar civarındadır.
Dünyanın ömrünü belirleyen, bütün canlıların enerjisiyle beslendiği güneştir. Güneş yedi-sekiz milyar yıl sonra soğumaya başlayacak ve “kırmızı dev” diye tarif edilen bir yıldız haline gelecek.
Bu süreçte dünya üzerinde yaşanılmaz bir şekilde ısınacak. Okyanuslar kaynayıp uçacak. Dünya, başlangıçta olduğu gibi, erimiş bir top haline gelecek. Çevresi dünyayı yutacak biçimde genişleyecek olan güneşin içinde kaybolacak. Yoktan var olduğu gibi, vardan yok olacak.
Aklımızın kavrayamayacağı kadar çok vaktimiz var daha, kâinatın bu bahçesinde.
Ama “Yaşadığımız yerlere iyi bakmalıyız, her şeyi idareli kullanmalıyız, çünkü bu topraklarda daha milyarlarca yıl yaşayacağız” şeklinde düşünen bir tek kişi var mı?

Milyarlarca yılı bir tarafa bırakın. “Türkiye’ye iyi bakmalıyız, her şeyi idareli kullanmalıyız, çünkü bu topraklarda en az bin yıl daha yaşamalıyız” diyen biliyor musunuz?
Vardır ama sayıları, herhalde, Meclis’te bir milletvekili çıkartacak kadar değil.
Başbakan’ın vizyonu 2023’ten ilerisine uzanmıyor. O tarihte Türkiye dünyanın ilk on ekonomisi arasına girecekmiş. Sonra ne olacak? O amaca ulaşmak için ne kadar kaynak harcanacak, kaç bitki ve hayvan türü yok olacak, ne kadar pislik yaratılacak, geriye ne kalacak?
İnsan sonsuz kâinatta, kısa vadeli, “benden sonra tufan” bir yaratıktır.
“Sınırsız büyüme” hastalığı çekiyor. Bu bir Batı hastalığıdır. Bilimsel gelişmenin getirdiği buluşlar ve ekonomik faaliyetin birleşmesinden meydana gelen ilginç bir hastalıktır bu. Hastalığı taşıyana değil çevresine zarar verir.

Bugünlerde sınırsız kalkınma hastalığını en ağır şekli ile Çin, Brezilya, Arjantin, Türkiye gibi ülkeler geçiriyor.
Oysa sınırsız büyüme yoktur. Sınırsız büyüyeceğim deyip, sınırlı kaynakları, sınır tanımayan bir hızla tüketmek vardır.
Gerçek kabul edilen ama yalan olan inançlar egemen hayatımızda ve globalleşme ile birlikte bunlar bütün dünyaya egemen oldu.
İnsan hayatını, kendini dünyaya göre değil dünyayı kendine göre ayarlamak üzerine kurdu. Öğrendikçe yıkıcılığı artıyor.
James Watt buhardan güç elde edince her şey daha hızlı ve kolay olmaya başladı. Kol gücünün yerini makineler almaya başladı. Bugün elinizde yeteri kadar testere makinesi ve buldozer olsun Türkiye’nin bütün ormanlarını birkaç ayda kesebilirsiniz.
Ama, bir şeyi yapmaya muktedir olmak ille de o şeyi yapmak gerektiği anlamına gelmez. Bunu da anlamıyoruz. Onun için bu bahçede günlerimiz sayılıdır.