16 Haziran 2011 Perşembe

Bir teselli ver

Önemli olaylar meydana geldiğinde, büyük kazanç ve kayıp dönemlerinde, günlük yorumlara değil eski kitaplara, zamana direnmiş bilgeliklere kulak vermek gerek. Ben böyle yaptım ve siyah ve beyaz Türklere, yüzlerce yıl öncesinden, Hazreti Süleyman’a atfedilen bazı mısralar getirdim.
Her şeyin mevsimi, göklerin altındaki her olayın zamanı vardır.
Doğmanın zamanı var, ölmenin zamanı var.
Dikmenin zamanı var, sökmenin zamanı var.
Öldürmenin zamanı var, şifa vermenin zamanı var.
Yıkmanın zamanı var, yapmanın zamanı var.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var.
Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var.
Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var.
Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.
Yırtmanın zamanı var, dikmenin zamanı var.
Susmanın zamanı var, konuşmanın zamanı var.
Sevmenin zamanı var, nefret etmenin zamanı var.
Savaşın zamanı var, barışın zamanı var.
Güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgârı kovalamaya kalkışmaktır!
Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim.
Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim.
Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.
Kadın, erkek köleler satın aldım; ...herkesten çok sığıra, davara sahip oldum.
Altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım.
Böylece büyük üne kavuştum, benden önce ...yaşayanların hepsini aştım.
Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim.
Yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgârı kovalamaya kalkışmakmış. Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş.
Güneşin altında bir şey daha gördüm:
Adaletin ve doğruluğun yerini kötülük almış.
Güneşin altında yapılan baskılara bir daha baktım, ezilenlerin gözyaşlarını gördüm; avutanları yok, güç ezenlerden yana, avutanları yok.
Bilgenin azarını işitmek, akılsızın türküsünü işitmekten iyidir.
Sabırlı kibirliden iyidir.
Çabuk öfkelenme, çünkü öfke akılsızların bağrında barınır.
“Neden geçmiş günler bugünlerden iyiydi?” diye sorma,
Çünkü bu bilgece bir soru değil.
Her şey beyhude, beyhude, beyhude.
Ne kazancı var insanın Güneşin altında harcadığı onca emekten?
Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
Ama dünya sonsuza dek kalır.
Güneş doğar, güneş batar, hep doğduğu yere koşar.
Rüzgâr güneye gider, kuzeye döner, döne döne eserek hep aynı yolu izler.
Bütün ırmaklar denize akar, yine de deniz dolmaz.
Önce ne olduysa, yine olacak. Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
Her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı.
Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor, gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak.
Şimdi ne oluyorsa, geçmişte de oldu, ne olacaksa, daha önce de olmuştur.