3 Nisan 2010 Cumartesi

Daha uzun yaşamak istiyorum

Geçen gece ünlü Polonyalı film yönetmeni Krzysztof Kieslowski (1941-1996) hakkında bir dokümanter film seyrettim.
Filmin bir yerinde Kieslowski, 1980’de gösterime soktuğu Konuşan Kafalar isimli dokümanter bir filmi anlattı.
Film 1980’lerde, Sovyetler Birliği’nin Doğu Avrupa’ya hâkim olduğu, Polonya’nın komünist bir dikta rejimi altında, Rus kontrolünde yaşadığı yıllarda çekilmişti.
Kieslowski yüz kişi bulmuş, hepsine aynı üç soruyu sormuştu: Ne zaman doğdunuz? Kimsiniz? En önemli saydığınız, en çok istediğiniz şey nedir?
Konuşan Kafalar’ın çoğu ne istediğini bilmiyor, bilenler de isteklerinin gerçekleşeceğine inanmıyordu. Sıra yaşlı bir kadına geldi. Kadına kaç yaşında olduğu soruldu.
“Yüz yaşındayım.”
“Ne istiyorsun?”
Kadının kulakları iyi duymuyordu.
“Efendim” dedi, avucunu kulağına götürerek. Soru tekrarlandı.
“Ne mi istiyorum?” diye cevap verdi kadın. “Daha uzun yaşamak. Çok daha uzun.”
Başını büktü, dudaklarını uzattı ve omzunu kaldırdı, “İstiyorum da olacak mı bakalım?” der gibi. Sonra “Olursa da olur, olmazsa da” anlamında güldü. Pardösü giyiyordu. Beyaz saçlarını toplamış, tokalarla tutturmuştu veya birisi bunu onun için yapmıştı. Ağzı dişsizdi. Yüzü, alnı, hatta burnu kırışıklıklarla doluydu, çölün kum dağcıklarıyla dolu olması gibi.
Yüz yıl yaşamış bir kadının isteğinin yaşamak, sadece yaşamak değil, “çok daha uzun” yaşamak olması beni şaşırttı. Filmi durdurdum ve düşünmeye başladım.
Ertesi gün DVD’de tekrar filmin o sahnesine geldim ve yaşlı kadınla konuşmayı birkaç defa tekrarladım.
Gün boyu kadının sözlerini düşündüm. Hiç tereddüt etmeden cevap vermişti. İsteyebileceği birçok şeyi, örneğin gençlik, sağlık, servet gibi şeyleri istememişti.
Galiba verdiği cevap en doğrusuydu.
Gerçekten sahip olduğumuz tek şey hayatımızdır. Giderken sadece o bizimle gidiyor. Onun dışında sahibi olduğumuz veya sahibi olduğunu sandığımız hiçbir şey bizim değildir. Nasıl bulutlar gökyüzünde ama ona ait değilse, çocuklarımız, sevdiklerimiz, mal ve mülk, şöhret ve para gibi şeyler de da bize ait değildir.
Yeryüzündeki bütün yetişkinler arasındaki tek ortak arzu daha fazla yaşamaktır. Hiç kimse ölmek istemez. En dindar, ölümden sonra cennete gideceğine inananlar bile. Hayat kesindir, vardır, ama hayattan sonra bir şey olup olmadığı belirsizdir ve hep öyle kalacak. Kadın sahip olabileceği ama tükenmekte olan tek şeyden daha fazla istiyordu. Yüz kişi arasında istenecek tek şeyin bu olduğunu bilen bir o vardı.
NOT: Gelecek hafta izin kullanacağım için yazılarıma ara vereceğim.