19 Aralık 2009 Cumartesi

Zavallı kalbimi rahatlat

Amerika’nın bir numaralı kitap eleştiri dergisi olan New York Review of Books hediye verme mevsimi olan yıl sonuna doğru postadan kitap ilanlarıyla dolu geliyor.

Ağzımı sulandırıyor.

Özal ve internetten önce kitap almak için Londra’ya giderdim. Artık Amazon.com var. İstediğim kitabı hemen ısmarlayabilirim. Ama ısmarlamalı mıyım?

Okunmayı bekleyen kitaplarım odalarımda depremlerin okyanusunun üzerine ittiği tepeler gibi yükseliyor, hayat kısalıyor, zaman daha hızlı akıyor.

Okunmayı bekleyen kitaplarımdan biri zamanın akışının muammasına dair: Neden zaman, standart olmasına rağmen, bazen yavaş, bazen çabuk geçer? Kitabı bitirince (sıra gelirse!) cevabını veririm.

Ama işe “Al beni” diyen Hybrid adlı bir kitap. Uygarlılık boyunca insanların bitkileri çiftleştirerek ve aşılayarak yarattıkları hibritleri anlatıyor. Muhakkak genetiği değiştirilmiş bitkileri de anlatıyordur.

Nobel Edebiyat Ödülü alan Herta Müller’in iki romanının çevirisi çıkmış. Ödülü alıncaya kadar adını duymamıştım. Birini ısmarlasam mı? Ama hangisini? En iyisi ikisini birden mi almak?
Leo Tolstoy’un ölümünden önce yazdığı yazıları toplayan Last Steps (Son Adımlar) adlı bir kitap var. Kapağında sakallı, gömlekli bir ihtiyar Tolstoy mutsuz gözlerle fotoğraf makinesine bakıyor.

Mutlu adam neden roman yazsın?

Give My Poor Heart Ease (Zavallı Kalbimi Rahatlat). Mississippi Delta’sında köle zencilerin müziği olarak doğan blues müziğini ve Afrika’ya dayanan köklerini anlatıyor.

Blues şarkıcıları, bizim sazlı âşıklarımız gibi, metal telli gitarlarıyla kasaba kasaba dolaşır, sokak köşelerinde çoğu kendi besteleri olan şarkılarını söylerlerdi.

Blues’a has bir stilde çaldıkları gitarları açık havada daha çok ses versin ve dikkat çeksin diye 12 telli idi. Gelen geçenin şapkalarına attığı paraları toplayıp başka bir kasabaya veya bir şölende veya bir içki evinde şarkı söylemeye giderlerdi.

Çoğu genç yaşta, sefil öldü. İlk kayıtları 1920’lerde yapılan Blind Willie Mctell, Robert Johnson, Blind Boy Fuller gibi şarkıcılar bugün ustalıkları ile şaşırtıyor.

Amerikan müziğinin tamamın blues’dan gelir. Elvis Presley’den Bob Dylan’a, Ray Charles’tan Rolling Stones’a birçok sanatçının müziğinde blues kokusu ve dokusu var.

Bütün bunları son zamanlarda öğrendim. Bob Dylan’a merak saldıktan sonra. En önemli ilham kaynaklarından birinin blues olduğunu öğrenince blues CD’leri almaya başladım.

Bu kitabı alayım mı almayım mı diye uzun zamandan beri düşünüyordum. Sanırım diğerlerini ısmarlamasam bile bunu ısmarlayıp zavallı kalbimi rahatlatacağım.

Sonunda, kitap sadece okunmak için değildir. Güzel şeylerle çevrelenmek içindir.