16 Mayıs 2009 Cumartesi

Gelecek için beş akıl

Uluslararası Para Fonu 2008 istatistiklerine göre, Türkiye en zengin ülkeler listesinde 55’inci sıradadır.

Kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla 27 üyeli Avrupa Birliği (AB) ortalamasının üçte biri kadardır. Anadolu’nun yoksul bölgelerinde gelir AB ortalamasının yüzde 10’una kadar düşüyor.

Örneğin kan davasında 45 kişinin katledildiği Güneydoğu’da.

Refah toplumu yaratamamak cumhuriyetin en büyük başarısızlıklarından biridir.

Bunun nedenlerinden biri, belki de en büyüğü, Türkiye’nin homojen bir nüfus yapısına sahip olmamasıdır.

Nüfus homojen değilse, yani inanç ve ırk açısından farklı olan büyük parçalardan müteşekkilse, iki şey olur:

Ya herkesin farklılığına saygı duyulur. İsviçre’de olduğu gibi. Ya da egemen olan parça daha küçük ve güçsüz olanları kontrol altında tutmaya, kendine benzetmeye çalışır. Bizim ülkemizde olduğu gibi.

Bu halde çatışma meydana gelir. Çünkü küçük gruplar boyunduruk altında olmaktan mutlu olmaz. Karşı koyar. Onları zapturapt altında tutmak pahalı, acılı ve bazen kanlı bir iştir. Türkiye kurulduğundan beri hükümetler bu politikayı izliyor. Sonuç yoksulluk ve geri kalmışlıktır. Uluslararası ilerilik liglerinin tamamında alt sıralardayız. Dikilen bayrakların boyutları büyüyor ama milli gelir kısa kalıyor. İnsanlarımız mutlu değil.

Bunlar saygısızlığın bedelidir.

O zaman değişik bir şey denemeyi düşünmenin zamanı gelmedi mi?

Harvard Üniversitesi eğitim ve algılama profesörü Howard Gardner, “Gelecek İçin Beş Akıl”* adlı yeni kitabında önyargı ve tarafgirliğin beş yaşında yerleşik hale geldiğini söylüyor. Çocuk bu taze yaşta kendine benzeyenleri sevmeye ve saymaya başlıyor. Benzemeyenleri, başka sınıf din veya ırktan olanları, sevmemeye ve hor görmeye.

Bu bize Türk-Kürt-Alevi üçgeninde karşılıklı saygı yaratma işinin evde ve anaokulunda başlaması gerektiğini gösteriyor.

İnsanlar, ilk çağlardan beri, kopmak, gruplaşmak, ayrı yaşamak eğilimindedirler, diyor Gardner. Savaşın, ırk ayrımının ve birçok başka tatsız şeyin kökü insan gruplarının farklılığında yatıyor. Ama, globalleşen dünyada bin bir ırktan, inançtan, kabileden, tarikattan, kulüpten gelen insanlarla burun buruna yaşamak durumundayız. Bu dünyada uyum içinde, çatışmasız yaşamak için farklılıkları anlamak ve onlara saygı duymak şarttır, diyor Gardner.

Gardner’a göre, eğitim sistemleri insanları 21’inci yüzyıla değil, 19’uncu ve 20’nci yüzyıllara hazırlıyor. Gelecek için “beş akıl” lazım: Disiplinli akıl, sentezci akıl, yaratıcı akıl, saygılı akıl ve ahlaklı akıl.

Bizim için altıncı bir akıl daha gerek: Diğerkâm akıl.

Tanrı Türkü korumasın. Ona akıl versin.

* Five Minds For The Future: Howard Gardner. Harvard Business School Press