1 Ocak 2009 Perşembe

Tecrübe sermayedir

Bir hafta kadar izin yaptım ama itiraf etmeliyim ki ilk yazımda ne yazacağımı düşünerek tatili kendime zehir ettim. Birazcık.

Yılın ilk yazısı benim için yazılması en zor yazıdır. Yılın ilk günü kim, neden seni okusun istesin, diye düşünürüm. (“Yılın geriye kanan 364 gününde kim, neden seni okusun diye düşünsen daha iyi olur” diyenlere de söyleyecek bir şeyim yok.)

Bu sene her zamankinden daha zor çünkü kötü haberden başka bir şey yok ve hiç olmazsa bugün, kötü haber taşıyıcısı olmak istemiyorum. Yoksa kolay.

Financial Times, batan gemi haberleriyle dolu bir denizcilik gazetesi gibi, felaket sicili haline geldi. Son haftanın haberlerini özetlesem sokağa çıkmak istemezsiniz.

Onun için, uzun düşünmelerden sonra, size şunu söylemeye karar verdim: Tecrübe sermayedir.
Bu sözü ben söylemiş olmayı çok isterdim ama hangisi olduğunu unuttuğum bir kitapta okudum.

Tecrübe sermayedir.

Sermaye sadece ticari bir iş yapmak için elde buluınması gereken nakit demek değildir.

Çok değişik sermayeler var. Güzellik veya yakışıklılık sermayedir. Yetenek sermayedir. Olgunluk sermayedir. Okunmuş kitaplar, bilinen diller, dolaşılmış ülkeler, bitirilmiş okullar, kazanılmış veya kaybedilmiş savaşlar, yatılmış hücreler, tadılmış acılar ve zevkler, sermayedir.

Felaket yılları, felaketin bir dayanıklılık testi olduğunu anlayabilenler için bir sermayedir.

Bu yeni yıl ne kadar zor olursa olsun, başımıza ne getirirse getirsin, kazandıracağı tecrübe hayatımızın geriye kalan yıllarında kullananacağımız bir sermaye olacak.

2001 krizinde birkaç günde gelirimin dörtte üçünü kaybetmiştim. Gelirimle birlikte, o günlerde hayatımı paylaştığım kadının da güvenini yitirdim. İkincisi birinden daha zordu. Zor zamanlar geçirdim.

Şimdi, yeni zor günlerin arifesinde, o günleri geçirmiş olduğuma memnunum. Beni bir açıdan (para) fakirleştirdiler, bir açıdan (tecrübe) zenginleştirdiler. Zamanla fakirlik kayboldu ama zenginlik bana kaldı.

Zor zamanlar, bana, hiçbir zaman kötü şansa teslim olmamayı, yenilgiyi kabul etmemeyi, mücadeleyi bırakmamayı öğretti.

O gün bugündür düşünürüm ki hayat bir denizdir gibidir ve bu denizde bazen insanın altında bir okyanus kotrası bulunur, bazen delik bir tekne. Deniz bazen uyur, bazen fırtınalıdır. Hangisi olursa olsun insanın görevi dırdır etmeden yolculuğa devam etmektir.

Kişilik edinilmiş tecrübelerin toplamından başka bir şey değil.