20 Temmuz 2008 Pazar

Porno

Porno kanal ile doğal hayat kanalı yan yana. Önce doğal hayat kanalının düğmesine dokunuyor. Orada ne olduğuna bir göz attıktan sonra porno kanala geçecek. Ama gördüğü manzara oraya çakılmasına neden oluyor.
Soğuk bir ülkede, mavi bir gökyüzünün altında, hızla akan dar bir derenin içinde dev cüsseli beyaz ayılar. Zevkten gözleri kısılmış, olağanüstü bir yoğunlaşmayla alabalık avlıyorlar.
Ekranda görünmeyen bir spiker fısıltıyla ne olup bittiğini anlatıyor. Kamera bir ayıya yaklaşıyor. Ayı yarı beline kadar hızla akan derenin içinde. Başını suya daldırıyor ve çıkarıyor. Ağzında çırpınan, semiz bir balık var. Balığın çırpınışı ayıyı öfkelendiriyor. Başını hızla yukarı ve aşağı sallıyor ve balığın belini kırıyor.

Balığın çırpınışı ile hareketsiz kalışı arasında, neredeyse ölçülemeyecek kadar kısa bir zaman dilimi var.
Diri olmak ile ölü olmak arasındaki zaman bu. Balığın soğuk ırmakta su yutarak yüzerken birdenbire kapan gibi kapanan dişler arasında, suyun dışındaki havasız dünyanın boşluğuna savrulması ile belinin kırılmasını içeren bir zaman. Oksijensizlikten çırpınmaya fırsat kalmadan sinir sisteminin kopuşuyla gelen ölüm.
Ayı, acele etmeden, kameranın bulunduğu yöne yürüyerek balığı dere kenarına bırakıyor ve ustalıkla, sadece kılçığı kalacak biçimde yiyor.
Kamera, karnını doyuran ayıların bir grup yaşlı kadın ve erkek tarafından izlendiğini gösteriyor. Irmağa inen yamaçta, ayılardan fazla uzak olmayan bir yerde dürbünlü ve fotoğraf makineli Japonlar var. Yüzleri üzüm tanesi gibi dolgun ve pürüzsüz. Günlük işin sabah git akşam gel rutininden ve parayı idareli harcamanın kıskacından geçici olarak salıverilmiş, orta yaşlı insanlar. Hayatları önlerindeki ırmak gibi akıp gitmiş.
Ekrandaki ses, fısıltıyla, buranın Kanada’da doğaya ayrılmış bir bölge olduğunu anlatıyor. Ayıların her yıl bu mevsimde bu ırmağa gelip balık avladıklarını. “Hayvanlar rahatsız edilmemeli, aksi takdirde saldırgan olabilirler” diyor.
Ayılar kendilerini balık yemenin zevkine o kadar bırakmışlar ki, çevrelerinin farkında değiller. Hızla akan suyun sesi başka sesleri duymalarını önlüyor. Çevrede onlara zarar verecek düşmanlarının bulunmadığına eminler.
Açıkça duydukları haz ve çevrelerinden bihaber olmaları, ayıların ziyafetine, başkaları tarafından paylaşılmaması, seyredilmemesi gereken özel bir tören özelliği veriyor.

Sevişme kadar mahremmiş gibi geliyor ona, ayıların yaptığı.
Irmak, balıklar, ayılar ve yaz mevsimi, bu mekânda, bu özel alışverişi, varlığı insanlar tarafından fark edilmeden, kaç bin yıl yaşadılar acaba?
Bu olayın seyredilmemesi, sadece balıklara ve ayılara ait olması gerek, diye düşünüyor.
Her yıl aynı günlerde tekrarlanan bu şölenin şahitleri, gözlemcileri olmamalı. Balıkların trajedisi balıklara, ayıların hazzı ayılara kalmalı.
Birdenbire anlıyor ki, ayıların filme alınmaları ve seyredilmeleri komşu porno kanalındaki görüntülerden daha pornografik.
Ama doymaz merakları ve gittikçe daha sofistike olan ses ve görüntü alma aygıtlarıyla insanlar yeryüzünde özel ve gizli hiçbir şey bırakmamaya kararlı. Her şey görüntülenecek ve dünyanın etrafında sinirli daireler çizen uydular tarafından milyarlarca televizyon ekranına aktarılacak.
Rahatsız, düğmeye dokunup başka bir kanala geçiyor.