1 Haziran 2008 Pazar

Bir yaz günü rüyası

OZANKÖY

Bir yaz günü kumsalda uyuyakaldım. Rüyamda aynı kumsalda uyuduğumu gördüm. Ama kumsal o günkü gibi değildi. Orayı ilk gün gördüğüm gibiydi.

O günlerde rahatsız edilmemiş kumlarda kuş, yılan, kertenkele ve keçi izlerinden başka iz görmezdim. İlkbaharda kumlarda bodur zambaklar açardı.

Kara yılan, çalıların altında, İngilizlerden kalma dar asfalt yolda, keklik yavrularının, annelerinin arkasında, sıra halinde karşıdan karşıya geçmelerini beklerdi.

Zeytinleri ve harnupları dallarının başladığı yere kadar gömen kum tepeleri ta yolun ötesine kadar giderdi.

Yaz gecelerinde sahile çıkıp arka ayaklarıyla kazdıkları çukurların içine yumurtalarını gömen deniz kaplumbağaları vardı.

Baktığınızda ne bir elektrik direği görürdünüz, ne bir yapı. Sahilden görünmeyen yoldan binde bir bir otobüs veya araba geçerdi.

Rüyamda gördüğüm işte böyle bir yerdi.

Sonra Girne’den doğuya geniş bir yol yapıldı. O yol yapılırken araçların kullanması için kumsala yakın bir yere bir servis yolu deşildi. Geniş yol bittikten sonra oradan kumsala asfalt döşendi. Sonra asfaltın bittiği yere küçük bir lokanta yapıldı. Lokantanın biraz uzağına soyunma kabinleri ve tuvaletler kondu. Sonra arabaların park etmesi için geniş bir alan asfaltla kaplandı.

Rüyam bütün bunları silmişti. Sanki bir rüya değil eski bir fotoğraf görmüştüm.

Elimde olsa adada her şeyi eski, yollar ve binalar çoğalmadan ve çevre kirletilip yıkılmadan, tenhalık kalabalık olmadan önceki haline döndürürdüm. Rüyam galiba bu isteği gerçeğe çevirmişti.

Aklıma şöyle bir şey geldi. Acaba uyanıkken dünyayı isteğime göre yapabilsem nasıl bir dünya yapardım?

Dünyadan neler çıkarırdım, neler eklerdim?

Veya bana boş bir dünya verilse içini neyle doldururdum?

Kuşların yerine kuştan başka ne koyardım? Ağaçların yerine ağaçtan başka ne dikerdim? Denizleri doldurmak için sudan başka bir şey bulabilir miydim? Gökyüzüne maviden başka bir renk koyabilir miydim? Geceye yıldız ve ay ışığından başka verecek ne bulabilirdim?

İnsanların içinden hangi duyguları silebilirdim? Kötülüğü silsem iyilik, gaddarlığı silsem merhamet aynı anda kaybolmaz mıydı?

Aslında, hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Hayallerimizde bile. Hayallerimiz gerçeğin yeniden düzenlenmesinden başka bir şey değil. Bir oturma odasındaki koltukların yerinin değiştirilmesi gibi.

Kâinat bu günkü halini 15 milyar senede aldı, dünya ve bugün içinde gördüğümüz ve görmediğimiz her şey beş milyar yılda. Her şey başka türlü olamadığı için böyledir, başka türlü olamayan bir bütünün parçasıdır. Olanı hayallerimizde bile değiştiremeyiz.

Çünkü, belki, Güney Afrika’nın çöllerinde yaşayan göçebe bushmenin dediği gibi, bir rüyada görülen bir rüyadan ibaretiz.

Not: Bugün tatile çıkıyorum. Bundan sonraki yazım 13 Haziran Cuma günü çıkacak.