11 Mart 2007 Pazar

Cinliğin batsın Metin Münir!

Bir zamanlar kendimi çok cin sanıyordum. Geçenlerde arabayla giderken, aklıma nereden geldiyse, o zamanlar yaptığım olağanüstü bir salaklık geldi ve gülmeye başladım. Bu yazıyı yazarken hâlâ sırıtıyorum.

Yirmi yıl kadar önce olmalıydı. Bir gün tanıdığım küçük bir mafya babası telefon edip beni içkiye davet etti.

Mafya babasıyla işin ne diye soracak olursanız... Cüzdanı boş, telefon defteri dolu olan kişiye gazeteci derler. Benim de, birçok gazeteci gibi, tanıdığım yüzlerce insan var. Mafya babasından Alevi babasına kadar.

Baba'yla sahibi olduğu gece kulübünde buluştuk. Gecenin erken saatleri, kulüp boştu. Bayat sigara ve alkol kokusunu kesip paketleyebilirdiniz. "Ahbabına haber ver" dedi Baba, o zaman patronum olan işadamının adını vererek, "Rakipleri onu vurmak için iki kişi yolladı."
"Nereden biliyorsun?"
"Hemşerim olurlar" dedi. "Vazgeçiririm, vazgeçmezlerse vurdururum." Gözlerimin içine baktı. "Hakkımı verirse."
Sorunca 100 bin dolar gibi bir rakam telaffuz etti. "Söylerim" dedim.
Ertesi gün patronu gördüm, olayı naklettim. Benzi attı. "Doğru mu söylüyorsun?"
"Vallahi."
"Bana telefonunu ver."
Baba'yı aradı, akşamüstü buluşmak üzere randevulaştılar. Buluşmadan sonra Baba odama geldi. Çok keyifliydi. Birkaç hafta sonra tehlikenin bertaraf edildiğini öğrendim, ama nasıl bertaraf edildiğini kimse bana söylemedi.

Bir süre sonra gene Baba'dan telefon aldım. Dargın bir sesle o gece beni kulübünde içkiye beklediğini söyledi. Suratı asıktı. "Ahbabın paramı ödemedi" dedi. "Ona söyle, eğer ödemezse onu ben vuracağım."
"Söylerim."

Ertesi gün patronu gördüm. "Seni vuracakmış" diyemedim tabii. "Parasını rica ediyor, sıkışıkmış" gibi bir martaval uydurdum. Patronun yüzüne sert bir ifade geldi. "Ben hallederim, sen artık bu işe karışma" dedi.

Ama, Baba'nın telefonlarının arkası kesilmedi. Parasını alamıyordu. "Verilen sözler tutulmalı. Ona söyle, paramı ödesin. Ben kimsede paramı bırakmam."

Bir gün artık dayanamadım ve patladım. "Yetti be! Söyleyeceksen sen söyle! Beni rahat bırakın!" Sonra ne oldu? Bilmiyorum. Beni topuğumdan vurmadılar. Patron da, Baba da sağ. Demek ki bir şekilde tatlıya bağladılar.

Birden jeton düştüğü için. Bizim patronu öldürmek için adam falan yollayan yoktu. Olsaydı, kiralanan profesyonel katiller kalkıp bunu başka bir mafya babasına anlatmazdı. Anlatsalar bile bizim Baba onları vazgeçiremezdi. Vazgeçirse bile bizim patronu başkaları gelip temizlerdi.
Baba, patrondan para sızdırmak için bu masalı uydurmuştu. Ben de yutmuştum. Patronun da oyuna gelmesine alet olmuştum.

Salaklığıma gülüyordum. Salak bir cinden daha çok salak olmak mümkün mü?