25 Şubat 2007 Pazar

Çay ve empati

Empati kelimesinin Türkçe karşılığı yoktur. Microsoft'un Encarta sözlüğüne göre empati, "Bir başkasının duyguları veya sorunlarını anlama ve onunla özdeşleşme yeteneği"dir.
Kendinizi başkasının yerine koyabilme alışkanlığına sahipseniz empatiye de sahipsiniz demektir.
Kökü, muhabbet anlamına gelen empatheia olan empatinin Türkçe karşılığının bulunmaması başlı başına ilginç. Muhakkak Osmanlıcada karşılığı vardı da kaybettik. Yoksa hiç mi yoktu? Çünkü olmayan şeyi tarif edecek kelime olamaz. Ama olmamış olabilmesi mümkün mü?
Empatisiz insan uygar olamaz. Olgun olamaz. Hatta belki insan olamaz.
Empatisiz zeki de olunamaz bence. Çünkü insanla ilgili denklemlerin çoğunda bir "siz" varsınız, bir de en azından, "bir diğeri". Empati yoksa diğeri yoktur, diğeri yoksa denklemin yarısı yoktur, yarısı olmayan denklem çözülemez. Sorun olarak kalır. Ermeni soykırımı meselesi gibi.

Uzlaşma empati ile başlar. Empati yoksa uzlaşma, uzlaşma yoksa barışma yoktur. Kaba kuvvet, kavga, cinayet, suikast vardır. "Eşkıya dünyaya hükümdar" olur.
Kendinizi başkasının yerine koyup onun ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlamaya çalışmamak önünüzde cam mı var, boşluk mu var ayırt edememeye bezer. Eninde sonunda yürüyerek camın içinden geçmeye çalışırsınız.
İşkencecilerde empati yoktur. Korkunç şeyler yaparlar, çünkü acı verdikleri ve aşağıladıkları insanların yerine kendilerini koyamazlar.
Yahudileri öldüren Almanlarda da empati olmadığı için çocuk, kadın, yaşlı demeden yakaladıkları bütün Yahudileri toplama kamplarına götürdüler ve gaz odalarında öldürdüler. "Benim karıma, çocuklarıma, anne babama birisi bunları yapsa hoşuma gider miydi? Ne hissederdim, ne düşünürdüm, ne yapardım?" demediler. Diyebilselerdi yapamayacaklardı.
Almanların Yahudilere uyguladığı soykırım bir kitlesel empati çöküntüsü örneğidir.

Hrant Dink'i öldüren gençte de empati yoktu. Olsaydı Dink'i öldürmeye değil, anlamaya girişirdi. Anladığınız insanı öldüremezsiniz. Kızabilirsiniz, ama öldüremezsiniz.
Tanrı, "esirgeyen" ve "bağışlayandır."
İnsan için esirgemek ve bağışlamak anlamakla, anlamak empatiyle başlar. Onun içindir ki, "Her şeyi anlayan her şeyi bağışlar" derler. Bu tam empatidir ve tam diğer şeyler gibi sadece Tanrı'ya ve Tanrı'ya yakın çok ama çok ender insanlara hastır.
Demokrasilerde olmayan tek özgürlük fanatik olma özgürlüğüdür. Fanatizm bütün diğer özgürlüklerin düşmanı olduğu için ona özgürlük statüsü tanınamaz. Fanatikler empatinin düşmanıdır. Empati fanatikliğin tersidir.
Aşırı milliyetçilik empatiyi bloke eden bir enzimdir. Bir bilgenin, onu "insanlığın çocukluk hastalığı" olarak tarif etmesinin nedeni belki de budur.