13 Ağustos 2006 Pazar

Oeko-Tex standardına göre evlat yetiştirmek

Geçenlerde bir gün alışverişe gittim.
Bir şeyi almaya veya vermeye ihtiyacım olduğu için değil. Canım sıkılıyordu. Bir şeyler satın alırsam hem vakit geçirir hem de havam değişir diye düşündüm. Yeni şeyler satın almak insanın kendini iyi hissetmesini sağlayan hormonlar salgılıyormuş beyinde. Geçenlerde bir yerlerde okudum bunu. Neyse.
Akmerkez'e gittim. Birçok dükkânda ucuzluk vardı. Tom Cruise'dan fazla çorabım olmasına rağmen Façonnable'a girip dört çift çorap aldım.
"Çoraplar ucuzlukta değil" dedi satıcı.
Ardından Beymen'e gittim. Yeni sezonun ürünlerinden birkaç kaşmir ceket denedim.
"İhtiyacınız varsa sezon başlamadan alın" dedi satıcı. "Sezon ilerleyince bedeninize göre bulamayabilirsiniz."
Yazın göbeğinde kışlık ceket?
"Sonra gene uğrarım" dedim.
Bu sırada gözüme bir tezgâhın üzerinde teşhir edilen iç çamaşırları çarptı. Zimmerli. Dünyanın en kaliteli erkek iç çamaşırı olduğu söylenir. İsviçre'de eski makinelerde yapılıyor.
"Varsa büyük bir tişört denemek istiyorum" dedim. Satıcı bir tane büyük verdi. Denedim.
Tıpatıp vücuduma uydu.
"İki tane alacağım" dedim.
"Zaten iki tane kaldı" dedi satıcı. Ekledi. "Bunlar ucuzlukta değil."

Birkaç gün geçtikten sonra, tişörtü giymeye karar verdim. İçine sarılı olduğu yumuşak kâğıttan çıkardım. Tırnak makasıyla üzerinden sarkan şeyleri kesip ne yazdıklarına göz gezdirdim. Çöp tenekesine attım. Sonra çöp tenekesinden çıkarıp tekrar okudum.
Aldığım giysi Vitafresh'miş. Vitafresh hem bakterileri kovuyormuş hem de "koku kontrol etkisi"ne sahipmiş. Bu özellikleri "30 evde yıkama" boyunca muhafaza ediyormuş.
Bunu neye göre biliyormuşuz?
Oeko-Tex Standard 100'e göre.
Oeko-Tex Standard 100 ne?
Biliyorsanız siz bana söyleyin.
O gün bu gündür -dört veya beş gün oldu- tişörtü sırtımdan çıkarmadım. Ara sıra çaktırmadan koltuğumun altını kokluyorum. Ter kokusu yok. Günde birkaç defa duşun bunda bir etkisi olabilir mi, bilmiyorum.
Bu sabah bilgisayarın başına geçip Google'a "Oeko-Tex Standard 100" yazdım.

Efendim. Orta Avrupa'da tekstilciler insanların çevre sorunları dolayısıyla teyakkuz durumunda olduklarını bildikleri için arayışa geçmişler. Organik pamuk kullanarak, üretim sürecinden zararlı boya, beyazlaştırıcı ve diğer kimyevi maddeleri devre dışı bırakarak sağlıklı ürünler meydana getirmişler.
Tüketiciler bir tekstil ürününün özel ihtimamla yapıldığını, sağlık riski taşımadığını nereden anlayacak? Bir marka bulmamız lazım. "Oeko-Tex" olabilir mi? Tabii.
Sonuç? Dört gün önce benim cebimde duran para şimdi İsviçrelilerin cebinde duruyor.
İşte bu gâvurlar böyle. Milletin değerlerine hakaret edene gereken dersi verecek evlatlar yetiştireceklerine, ekolojik iç çamaşırı yapıp milletin değerlerine hakaret edene gereken dersi verecek evlatlar yetiştiren Türkleri kazıklıyorlar.
Bu gâvurlar adam olmayacak.
http://www.oeko-tex.com/en/start/start.html