18 Haziran 2006 Pazar

Yılanbalığının yolculuğu

Londra

Her Londra'ya gelişimde muhakkak uğradığım yerlerden biri kitapçı Hatchards'tır (Haçards okunuyor).
Aynı mekânda 1797'den bu yana faaliyet gösteren Hatchards Londra'nın en eski kitapçısıdır.
Yeni çıkan Nuclear Renaissance (Nükleer Rönesans) adlı kitabı arıyorum. Girişteki dikdörtgen masanın üzerinde teşhir edilen yeni çıkan kitaplara göz gezdirdikten sonra birinci kattaki küçük bilim bölümüne gidip kasiyerin önüne dikildim. Kitabın adını bilgisayar yazdı.
Londra'da bir tek nüsha var dedi. British Museum'un yanındaki Gower Street Waterstone kitapçısında. Ama bulurum diye gitmeyin, çünkü muhtemelen bir müşteri için ısmarlanmıştır. Fiyatı 45 sterlin (135 YTL civarında). Bu tür fiyatta kitaplar stokta tutulmaz.
Geri bilim bölümünün raflarına döndüm, çünkü orada ilgimi çeken bir kitap görmüştüm. The Book of Eels. Yılanbalığı Kitabı. Kitabın eleştirisini bir gazetede okumuştum. Raftan alıp kasiyere götürdüm ve parasını ödedikten sonra Panton Street'teki sinemaya yürüdüm. Sinemanın kapıları yarım saat sonra açılacaktı. Leichester Square meydanına yürüyüp oradaki banklardan birinde beklemeye karar verdim.
Güneş çıkmış, havayı ısıtmaya çalışıyordu ama zaman zaman kıpırdayan serin rüzgâr İngiliz havasının her an değişmeye aday olduğunu hatırlatıyordu. Çevresinde Londra'nın en büyük sinemalarının bulunduğu meydan her zaman olduğu gibi kalabalıktı. Banklarda çoğu genç kız ve erkekler konuşuyor, karton kutulardan yemek atıştırıyor, fotoğraf çekiyor, gülüşüyor. Bilet kulübesinden çevredeki tiyatroların o akşamki seanslarının son kalan biletlerini almak isteyenlerin meydana getirdiği uzun bir kuyruk var.
Bir banka oturdum. Yanımda bir adam, onun yanında Türkçe konuşan iki genç kız oturuyordu. Bir süre sonra adam kalkıp gitti. Onun yerine ise, oturur oturmaz sandviçini açıp yemeye başlayan başka bir adam oturdu. Dalları birbirine değen uzun çınarların altındaydık.
Sandviçli adam yemeğini bitirir bitirmez kalktı. Kızlar sohbetlerine devam ettiler. Birisinin arkası bana dönük olduğu ve diğerinin görüntüsünü kapattığı için yüzlerini göremiyordum. Önemsiz şeylerden bahsediyorlardı. Dil öğrenmek için Londra'ya gelen ve barınak karşılığı çocuk bakanlardandılar.
Sinema saati yaklaşınca kalktım. Meydanın ortasındaki ünlü İngiliz şairinin heykelinin dizine dayalı taş bir kalkan var. Üzerinde İngilizce "Tek karanlık cehalettir" yazıyor.
Tek aydınlık da bilgiden gelen olmalı, o zaman.
Yılanbalıkları dünyanın en esrarengiz yaratıklarıdır. 15-20 yaşına geldiklerinde bulutlu ve aysız bir gece yaşadıkları nehirleri, dereleri, tatlı su göllerini terk edip Atlantik'in ötesindeki Saragosa Denizi'ne giderler. Yolculuk binlerce kilometre sürer. Saragosa Denizi sakindir ve kendine has bir ısı ve tuzluluk derecesi var. Yılanbalıklarını çeken belki de budur. Denizin karanlık diplerinde yüz binlerce, belki de milyonlarca yılanbalığı çiftleşir. Erkek yılanbalığı dişi yılanbalığının doğurduğu binlerce yumurtanın üzerine spermlerini serper. Bu birleşmenin meydana getirdiği şeffaf, minik yılanbalıkçıkları Atlantik'le boğuşarak geri anne babalarının terk ettiği nehirlere, derelere dönerler. Anne babalar ise ortadan kaybolur. Neden ve nereye, hiç kimse bilmiyor. Yüzyıllardan beri Batı'da bu konuda araştırmalar yapılıyor olmasına rağmen yılanbalıklarının hayatıyla ilgili birçok şey hâlâ bilinmiyor.
İnsanın kaderi bu. Ne bilgisinin aydınlığı ne de cehaletinin karanlığı tam değil.

187 Piccadilly, Londra W1J 9LE
http://www.hatchards.co.uk/