14 Mayıs 2006 Pazar

Sıra halinde sekiz sarı tırtıl

Sekiz kahverengi-sarı tırtıl sıra halinde Fethi Paşa Korusu'ndaki parke yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor.
Ya da ben öyle yaptıklarını sanıyorum.
Yolun karşısında bu tarafta olmayan ne arıyor olabilirler?
Bir tren katarını andırıyorlar. Ya da bazı oyunlarda birbirinin beline sarılarak sıra yapan çocukları. Her bir tırtıl diğerine dokunuyor. Sanki de en öndeki hepsini çekiyor gibi. Ama eğilip bakınca hepsinin aynı anda yürüdüğünü görüyorum.
Yokuşun başladığı yere yakınım. Yeni yaprakları ve beyaz-pembe çiçekleriyle dev at kestanelerinin gölge attığı yerden biraz uzakta. İleriden çocuklu büyüklü, kadınlı erkekli bir grup geliyor. Pazar gezinticileri.

Muhakkak birileri üzerlerine basacak karşıya varmadan. Ya farkına varmadan, ya isteyerek. Bunlar değilse başkaları. Her türlü böceğe tepkisi -neden olduğunu düşünmeden- üzerine basıp öldürmek olan çok insan var. Gaddar çocuklar. Duygusuz büyükler. Doğa cahilleri. Sayıları artıyor. İnsan şehirleştikçe doğaya ve yaratıklarına yabancılaşıyor.
Gelenler yaklaşıyor. Tırtılları alıp karşıya mı koysam? Neyle? Belki de koyar koymaz geri dönmeye başlayacaklar. Koyduğum yerde daha çok güven içinde olacakları ne malum?
Yürümeye devam ediyorum. Yokuşun bitmesine yakın, yolun ortasında önüme başka bir tırtıl katarı çıkıyor. Sayıyorum: 15. Hepsi ölü. Teker teker başları ezilmiş. İçlerinden çıkan sıvının içinde, yapıştırılmış gibi hareketsiz yatıyorlar.
Sıraları bozulmuş. İçlerinden biri -muhtemelen en öndeki- öldürülünce, diğerleri onun öldürülmüş olduğu mesajını aldılar. Belki kurtulurum ümidiyle kaçıştılar. Bunu vücutlarının pozisyonundan görmek mümkün. Kimi sağa, kimi sola dönük. Ama hiçbiri kaçma fırsatı bulamadı. Aralarındaki mesafe yarım tırnak boyu ya var ya yok.
İçlerinden biri öldürülünce, diğerlerinin cinayet mesajını almış olduklarına eminim.

İngiliz bitki biyoloğu Nicholas Harberd, Thale-cress (Arabidopsis thaliana) adlı kır bitkisini incelerken şunu keşfetti. Thale-cress (teyl-kres okunuyor ve maalesef Türkçe adını bilmiyorum) bir salyangoz tarafından yenmeye başlandığında bir enzim salgılıyor. Bu enzim bütün hücrelere bitkinin bir salyangoz tarafından yenmekte olduğu mesajını veriyor. Mesajı alan bütün hücreler salyangozun midesine kötü gelen bir madde salgılamaya başlıyor.
Ağaç yaprakları birinin kopyası gibi görünür. Ama Harberd'in bulguları hiçbir yaprağın diğerinin tıpatıp aynısı olmadığını gösteriyor. Hepsi değişiktir. Her yapraktan bir tane var. O yaprak gibi bir yaprak hiçbir zaman olmadı ve hiçbir zaman olmayacak. Her yaprak eşsiz ve benzersizdir.
Bu gerçek her canlı için geçerlidir. Her canlı eşsiz ve benzersizdir. Dünyaya gelen hiçbir canlı gibi bir canlı olmadı. Ölen hiçbir canlının aynısı hiçbir zaman doğmayacak.
Tepeye tırmanınca gölgede bir taşın üzerine oturdum. Park edilmiş araçların üzerinde ağaçlar, ağaçların üzerinde gök, gökte maviliğe serpiştirilmiş top top bulutlar. Dünya ne kadar güzel. İnsanlar ne kadar kör.
İkinci turu yapmadan arabama binip eve döndüm. Diğer tırtılları da ezilmiş olarak görmek istemiyorum. Aklımda, güneşin altında sıra halinde yürüyen sekiz kahverengi-sarı tırtıl olarak kalsınlar istiyorum.