16 Nisan 2006 Pazar

Nereden biliyorlar?

Bilim hayatın anlamı olmadığına, yeryüzünde yaşayan canlıların tesadüfen meydana geldiklerine, insanın ruhsuz bir hücre koleksiyonu olduğuna inanmamızı istiyor.
Tanrı yoktur.
Kainat boş ve anlamsızdır ve hiçbir amaca hizmet etmiyor.
İnsan özel bir yaratık değildir. Beyin denilen karmaşık bir elektrik ve kimya olgusunun emrindedir. Doğar, yaşar, ölür ve yok olur. Hiçten gelir, hiçe gider. Ruh sonsuza dek var olmaz çünkü ruh yoktur.
Sualim şu: Nereden biliyorlar?
Kainat o kadar büyüktür ki bazı yıldızların ışığı hâlâ dünyamıza ulaşmadı ve belki de hiçbir zaman ulaşmayacak. Bu gerçeği iyice kavramak lazım. Bilim adamları kainatın 13 milyar yıl önce meydana geldiğini tahmin ediyorlar. Dünya beş milyar yıldan beri var. Işık saniyede yaklaşık 300 bin kilometre hızla seyahat ediyor. Bu akıl almaz sürate rağmen bazı yıldızların ışığı hâlâ buraya ulaşamadıysa kainat denen yerin insanın hayal bile edemeyeceği kadar büyük olması lazım.
Hayale sığmayan bilime nasıl sığacak?
Bilim adamları ışığı bize ulaşamayan yerlerde ne olup bittiğini nereden biliyorlar?
Bilim adamları 'İnsan beyni kainattaki en karmaşık şeydir' demekten çok hoşlanır.
Nereden biliyorlar?
Kainattaki her şeyi ölçtükten sonra bu kanaate mi, bu sonuca mı vardılar? Daha güneş sisteminin bittiği, soğuk boşlukların başladığı yerdeki Oort Bulutları'nın ne ihtiva ettiğinden emin değiller.
Evrim Teorisi'ni biliyorsunuz. 'Bütün canlılar zaman içinde geçirdikleri evrim sonucunda bugünkü halini aldı' diyor. Başlangıçta hiçbir canlı bugün olduğu gibi değildi. İnsan, mesela, birçok maymun türünden biriydi. Bir nedenle iki ayağı üzerinde yürümeye başladı. Beyni gelişti. Konuşmaya, alet kullanmaya, sorgulamaya, keşfetmeye başladı. Diğer yaratıklarla arayı açtı.
Sualim şu:
Bütün yaratıkların evrim sonucu bugünkü hallerini aldığı doğru olabilir. Yeraltından çıkan fosiller bu teorinin doğru olabileceğine işaret ediyor. Ama daha geriye, fosillerden çok önceki zamanlara gidelim. Bir zamanlar dünyada canlı hiçbir şey yoktu. Ondan sonra bir gün hayat meydana geldi. Hayatın meydana gelmesinden sonra her şey evrim teorisine göre gelişmiş olabilir. Ama hayat, o kıvılcım, tekamül etmedi. Yoktan var oldu.
Nasıl ve neden?
Bilim adamları bunun cevabını bilmiyor.
Kainat olmadan önce ne olduğunu da bilmiyorlar. Kainatın var olmasından önceki duruma singularity diyorlar. Yani 'eşi olmayan bir olgu'. Bu olguyu anlamaya bile çalışmıyorlar çünkü kainat öncesi zamana ait hiçbir ipucu yok.
Ama, belki 'kainat öncesi' yoktur. Kainat her zaman var olmuş da olabilir.
Böyle olmadığını biliyorlar mı?
Bilim teorileri, hipotezleri, tahminleri, sanıları, belkileri, muhtemelenleri kesin gerçekler olarak önümüze sürülüyor ve biz gerçekle (o ne ise) gerçek olmayanı aynı iştahla yutuyoruz.
Hayatın o ilk kıvılcımı bir 'yumurta' idi. Var olan ve olacak olan bütün canlıları içinde barındıran bir yumurta.
Hayatın anlamı var mı, yok mu? Bunu bilim adamlarından öğrenmeye ihtiyacım yok. Var olmanın anlamı var olmaktır.