12 Şubat 2006 Pazar

Brezilya dizisi, Türkiye dizisi

Birkaç yıl önce bir şirketin davetlisi olarak Rio'dayken beni Globo televizyonuna götürdüler.
Globo, Brezilya'daki en büyük medya grubunun televizyon koludur.
Ana haber bültenini okuyan yakışıklı spiker, şirketi anlatırken Globo'nun yayımladığı "Brezilya" dizileriyle ilgili bilgi verdi.
Globo yöneticileri, on milyonlarca seyircisi bulunan dizilerin insanları çok etkilediğinin farkındaydı. Onun için senaryolarına eğitici, doğru yola yönlendirici sosyal mesajlar yerleştiriyorlardı. Örneğin, bir dizide kahramanlar kan vererek hayat kurtarıyorlardı.
Bir başka dizide kahraman uyuşturucu almayı reddederek gençlere bu zehirlerden uzak durmayı telkin ediyordu. Bazen sırf halkı eğitmek için AIDS gibi önemli bir konu etrafında dönen diziler yaptıkları bile oluyordu.
Spiker, gizlemeye çalışmadığı bir gururla araştırmaların dizilerdeki mesajların çok etkili olduğunu gösterdiğini söyledi.
Ne kadar ilginç ve ne kadar iyi diye düşündüm ve kendi kendime sordum. Neden bizde böyle şeyler düşünülmüyor?
Medyayla sırılsıklam dünyamızda filmler çok önemli bir ikna aracıdır. Ünlü oyuncular gençler için rol modelidir.
Bunun farkında olan sadece Brezilyalılar değil.
Amerikan filmlerinde de gizli ve güçlü mesajlar var. Sigaranın zararları ortaya çıktıktan sonra Hollywood filmlerinde sadece kötülere sigara içirilmeye başlandı. İstisnalar hariç tabii.

Birçok Amerikan filminde zencileri yüksek otorite mevkilerinde bulunan, beyazlara emir veren pozisyonlarda görüyoruz.
Gerçek hayatta zenciler filmlerde olduğu kadar üst pozisyonlarda değildirler. Amaç zencilere özgüven, beyazlara zencilere saygı duyma düşüncesi aşılamaktır.
Bizde bu iş ters işliyor. Ekranlardan halkın üzerine muson yağmuru gibi düzeysizlik yağıyor. Her akşam birçok kanalda kadınlara karşı şiddet içeren, kahramanların bir sigara içip diğerini söndürdüğü, kabadayılığın övüldüğü film veya dizilere rastlayabilirsiniz.
Kurtlar Vadisi dizisinin son bölümündeki mahkeme sahnesinde yargının efelik karşısında süklüm püklüm bir acz içinde gösterilmesi yargı adına utanç vericidir.
Arkadaşımız Orhan Tekeoğlu, papaz cinayetinden sonra yazdığı haberde işadamlarının şehri "bir grup çetecinin istila ettiği bir kent" olarak tarif ettiğini yazıyor. "Kurtlar Vadisi bu hale getirdi" demişler ona.
Kurtlar Vadisi-Irak senaristi, Ertuğrul Özkök'e amacının Amerikalıların başına "çuval geçirmek" değil "çorap örmek" olduğunu söylemiş.
Bilmiyorum, Türkiye'nin başına daha büyük bir çorap örmüş olabileceği hiç aklından geçti mi.
Para ve reyting her şey olmamalı. Televizyon şirketlerinin biraz daha sosyal sorumluluğa sahip olması gerekir.